Dünkü yazımda vermiştim dört kitabın ve dört yazarın adını. Amerika’da Türk İmgesi ve İstiklal Mahkemeleri kitaplarını ve yazarları Justin McCarthy ile Ergün Aybars’ı elimden geldiğince de anlatmaya çalışmıştım. Bugün diğer iki yazar Peter Hopkirk, Prof. Dr. Kemal Arı ile kitapları İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun ve Büyük Mübadele’yi yazacağım.
Peter Hopkirk bir İngiliz gazetecisi. Araştırmacı yazar ve tarihçi. The Times Gazetesinde uzun yıllar muhabirlik ve baş muhabirlik yaptı. Ortadoğu ve Uzakdoğu uzmanı. Bu kitap yazarın “İngiltere ve Rusya arasında 19. Yüzyıl boyunca Orta Asya’da süren gizli savaşı konu alan Büyük Oyun’un devamı niteliğinde.”
Yazar “cihadın aslında Berlin’de tasarlandığı ve eski Büyük Oyun’un bir anlamda yeni taraflarla sürdüğü tezini işliyor.”
Şu satırlar da kitabın tanıtımından:
“Bu defa kralın, kayzerin, sultanın ve çarın istihbarat servisleri arasındaki savaşın alanı, batıda İstanbul’dan doğuda Kabil’e ve Kaşkar’a kadar uzanıp, İran’a, Kafkaslara ve Rus Orta Asya’sına dek yayılıyor. Hopkirk sürükleyici üslubuyla okuyucuyu, Meksika’nın Pasifik kıyıları açıklarında ıssız bir adada verilen randevudan Bolşevik devriminden sonra Bakü’de yaşananlara, Kanal Harekâtından İran’da Alman ve İngiliz gizli servislerinin kapışmalarına uzanan geniş bir yelpazede, bu gizli savaşın kahramanlarının serüvenleri içinde dolaştırıyor.”
Prof. Dr. Kemal Arı Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılapları Tarihi Enstitüsü Müdürü. Eserlerinden bazıları şunlar: Büyük Mübadele/ Türkiye’ye Zorunlu Göç, Suyun İki Yanı, Atatürk ve Aydınlanma, Atatürk’ü Anlamak ve Tamamlamak, Ermeni Sorunu Dün Bugün Yarın,
Prof. Dr. Kemal Arı Samsunlu, ailesinde birçok mübadil var ama kendisi mübadil değil. Bizim mübadiller yani Evladı Fatihanlar, yani Balkanları Türk vatanı yapmaları, coğrafyayı Türkleştirmeleri için Balkanlara gönderdiğimiz Anadolu Türkmenleri. “Avrupa’daki vatan topraklarının” bekçileri.
Prof. Dr. Kemal Arı tarihi “geçmişten günümüze, günümüzden yarınlara tutulan fenerler” olarak tanımlar. Yaşar Aksoy’un kaleme aldığı Nejat Eczacıbaşı’nın anılarından şöyle bir bölümü alıntılar kitabında:
“Denize dökülen bu istila ordusu, kente dört koldan giren Türk orduları, rıhtımda yine işgal gününde olduğu gibi duran bir donanma ve ağzına kadar insan yüklü şilepler, alev alev yanmaya başlayan mahalleler… Sevinç gözyaşlarının ölüm korkusuna, zaferin paniğe karıştığı bir ortama düşen İzmir, mutluluğu bile acıyla bir arada tadıyordu.”
Ne muhteşem bir anlatım. Kurtuluşun mutluluğunu geçici olsa da işgalin acısıyla yaşamak. Yanan mahallelere dörtnala giren Türk askeri ve kaçmak için şileplere, mavnalara tıka basa dolan Yunan askerleri ve onların işbirlikçisi Ege Rumları…
Yakın tarihimiz bir taraftan ihanetler, isyanlar, işgaller öbür yandan akıl almaz acılar ve hepsinin üstünden gelen kahramanlıklarla dolu.
O tarihle, o tarihin kahramanlıklarıyla gurur duyuyorum. Hele ki o tarihi yazan kahramanların ahfadıyım.
Yorumlar
Kalan Karakter: