21 yılda tam 9 bakan gelmiş geçmiş o koltuklardan. Çoğu ortalama 3 yıl oturmuş. Rekor 6 yıl ve sadece bir bakana nasip olmuş.
Bu süre için sistem de tam 18 kere değişmiş. Yıl içinde yapılan ufak tefek değişiklikler bu rakama dâhil değil.
Erkan Mumcu ile başlıyor Adalet ve Kalkınma Partisi’nin milli eğitim bakanlığı. Onu Hüseyin Çelik, Nimet Çubukçu, Ömer Dinçer, Nabi Avcı, İsmet Yılmaz, Ziya Selçuk ve Mahmut Özer takip ediyor. Son bakan Yusuf Tekin.
Bu bakanlardan 5’, Hüseyin Çelik, Ömer Dinçer, Nabi Avcı, Ziya Selçuk ve Yusuf Tekin aynı zamanda profesör doktor. 9 bakandan 5’i öğretim üyesi, profesör doktor olan bir ülkede eğitim ve öğretimin muhteşem olmasını beklersiniz elbet.
Üstelik Yusuf Tekin bakan olmadan önce hem rektörlük yapmış hem de bir süre MEB müsteşarlığı görevinde bulunmuştu.
Eğitim ve öğretim kelimeleri Türkçe. Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde hem eğitim hem öğretim oldukça yakın anlamlarla ve şu ifadelerle yer alıyor.
“Belli bir bilim dalı veya sanat kolunda yetiştirme, geliştirme ve eğitme işi…”
“Çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine okul içinde ve dışında doğrudan ve dolaylı yardım etme, terbiye…”
“Belli bir amaca göre gereken bilgileri verme işi, tedris, tedrisat, talim…”
“Öğrenmeyi kolaylaştıracak etkinlikleri düzenleme, gereçleri sağlama ve kılavuzluk etme işi…”
Eğitimden vaz geçtik, öğretim de yerlerde sürünüyor ülkemizde. Ve maalesef ne iktidar ne de muhalefet partileri bu işe yeterinde önem veriyorlar. En önemli sorunun üzerinde yeterince durulması ya da şimdiki gibi yeterince durulmaması geleceğimizi belirleyecektir. Ya kendi ülkesinde özgür bir toplum olarak yaşayacağız ya da cehaletin cirit attığı bu topraklarda ele güne köleliğe mahkûm olacağız.
Rakamlara boğmayacağım sizleri.
OECD istatistiklerine göre eğitim (daha doğrusu öğretim) noksanlığında 35 ülke arasında 1’inci sıradayız.
Yine OECD ülkeleri içinde üniversite mezunu işsizlikte ikinci sıradayız. Öbürü Meksika. Meksikalı üniversite mezunlarının %34’ü işsiz.
Doğru dürüst lise bile açılamayacak yerlerde üniversiteler açıyoruz. Dağ taş üniversite, fakülte, meslek yüksekokulu dolu. Ama üniversitelerimiz uluslararası derecelendirmede her geçen gün biraz daha gerilere düşüyor. Bu gidişle bir iki kadim devlet ve bir iki vakıf üniversitesi dışında ilk 500’de, ilk 1000’de üniversitemiz kalmayacak gibi.
Bu yazıyı bir başka sıralama ile noktalamak istiyorum:
Akademik özgürlükler sıralamasına 175 ülke arasında 170’inci sıradayız…
Yorumlar
Kalan Karakter: