Bir rahatladım, bir rahatladım ki anlatamam. Nihayet farkına varmışlar! Daha doğrusu en büyük, en yetkili makamda oturan kişi farkına varmış. Onun farkına varması yeter de artar öbürlerinin de farkına varması için.
Çözerler mi çözemezler mi bilmiyorum ama farkına varmaları bile önemli. O ve izinden gidenler 2002’de oturmuşlardı çözüm koltuğuna. 21 yıl sonra farkına varmaları da sevindirici bir gelişme vatandaşın yaşadığı sıkıntıların. Dertlere derman olmaları için inşallah bir 21 yıl daha beklemeyiz.
İki unvanı var Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın; hem Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı hem de Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı…
Partisinin 22’nci kuruluş yılında yaptığı konuşma bugün 8 gazetede, kiminde manşetten olmak üzere birinci sayfadan verilmiş. Gazetelerden birisi “küresel krizin etkileri”, birisi “oyunları bozacağız” başlığıyla vermiş; bir diğeri ise “küresel kriz var/ pahalılığı bitirmek boynumuzun borcu” başlığıyla duyurmuş haberi okuyucularına.
Küresel oyuncular ve onların Türkiye’ye kurduğu “küresel kriz” tezgâhı! Vız gelir tırıs gider bize, başımızda “dünya lideri” oldukça. Bakmayın yapay hayat pahalılığına, evvel Allah onu da çözeriz şu ikinci 21 yılda ya da atım attığımız Türkiye Yüzyılında.
Tane tane anlatıyor “dünya lideri” halkın sıkıntılarını ve mutlaka çözeceği müjdesini veriyor.
“Farkındayız çözeceğiz” diyor, “pahalılığı aşacağız” diyor, “sıkıntıyı hal yoluna koyacağız” diyor, “pahalılığı bitireceğiz” diyor.
Açık açık söyledi Sayın AKP Genel Başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı anlamayanlar artık anlasınlar diye. “Küresel güçlerin oyunuymuş” şu bizim yaşadığımız pahalılık.
Benzine, motorine zammı da bu “küresel güçler” yapıyorlar zahir birer gün arayla ve tarladan manava maliyeti artırmak hesabıyla.
Uçak inmeyen hava alanlarını da onlar yaptırıyor bizim işadamlarımıza ve geçmediğimiz köprülerin parasını bize ödetiyorlar, bizi aptal sanarak.
Siz bakmayın çarşı pazardaki etiketlere, onlar üç harflilerin bu halka tuzağı. Yakında onlar da pes eder. Onlar etmezse halk pes eder. Ha onlar ha bu millet ne fark eder?
Siz aldırmayın bir grup akademisyenin “battık, batıyoruz” feryatlarına. Onlar akademisyen ama Cumhurbaşkanımız “ekonomist.” Her ne kadar birileri hala üniversite diplomasının olmadığını bile öne sürebilseler de.
Bir de “nas var nas; sana bana ne oluyor?”
Ha eğer “halkın fıtratında” sıkıntı varsa, yokluk, yoksulluk varsa ona da kimsenin söyleyeceği bir şey olmasa gerek.
Fıtratın olduğu yerde sana bana ne demek düşer ki fıtrata razı olmaktan başka?
Yorumlar
Kalan Karakter: