Fesli Kadir, Mustafa Müftüoğlu ya da benzerlerine sorarsanız Osmanlı’yı İttihat Terakki yıktı!
Koca bir imparatorluğun 10 yıllık İttihat Terakki iktidarında yıkıldığını öne sürmenin öncelikle Osmanlı’ya hakaret olduğunu idrakten nasipsiz bu iddiaya ne demeli? 253 yılda beylikten imparatorluğa geçen Osmanlı gecekondu değil ki 10 yılda yıkılsın.
Osmanlı çok önceden yıkılmaya başlamıştır. Sultan III. Mustafa “Yıkıluptur bu cihan sanma ki bizde düzele” dediğinde daha 1 yıllık sultandı ve yıl 1758’di.
Napolyon’un “İstanbul kimin olacak? İşte asıl mesele bu” dediğinde ise takvimler 1808’i gösteriyordu.
Osmanlı’nın Rus Çarı I. Nikolay tarafından “hasta adam” ilan edilişi de 1853 yılına rastlıyordu.
Keçecizade Fuat Paşa yabancılarla bir sohbetinde “dünyanın en güçlü devleti Osmanlı İmparatorluğudur. Biz içeriden siz dışarıdan uğraştığınız halde hala ayakta” dediğinde henüz İttihat Terakki kurulmamıştır bile.
Osmanlı’nın duraklamasını ve gerilemesini atlayarak yıkılışını ne anlamak ne de anlatmak söz konusudur. Zitvatorok ve Karlofça Antlaşmalarını İttihat Terakki değil, Osmanlı imzalamıştır. 1606’da imzalanan Zitvatorok Antlaşması ile Avusturya imparatoru Osmanlı imparatoru ile denk tutulmuştur. Hâlbuki, Avusturya imparatoru Osmanlı sadrazamı ile denk sayılıyordu 1532’de imzalanan İstanbul Antlaşması ile. Osmanlının Avusturyalıya üstünlüğü ne yazık ki sadece 54 yıl sürmüştü.
Karlofça Antlaşması ayrıca Osmanlı’nın o güne kadar yaşadığı en büyük toprak kaybını da beraberinde getiriyordu. Ardından 1711 Prut ve 1718 Pasarofça Antlaşmaları gelir.
Osmanlı’nın imzaladığı antlaşmalar bunlarla sınırlı değil, daha başkaları da var. Ezcümle Küçük Kaynarca, ezcümle Yunanistan’a bağımsızlığını veren 1828 Edirne Antlaşması gibi. Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa komutasında Osmanlı ordularını önüne katıp ta Kütahya’ya kadar kovalayan Mısır ordusunu durdurmak için Ruslarla imzalanan Hünkâr İskelesi Antlaşması gibi.
1838’de imzalanan ve Türk sanayiini, Türk ticaretini İngiliz emperyalizmine kurban eden Balta Limanı Antlaşması.
İşin garibi o yıllarda ne İttihat Terakki vardır ortada, ne Siyonizm ne de kurucusu Theodor Herlz.
Ve Mondros ve Sevr; Osmanlı’nın, Osmanlı Türk’ünün imzaladığı en akıl almaz silah bırakışması ve en utanç verici barış antlaşması.
Sevr’i kim imzaladı, antlaşmanın altında kimin imzası var? Kim utansın o imzalardan; imza sahipleri mi yoksa onları o pespaye metni imzalamaları için oraya gönderenler mi? Yani Osmanlı’nın son halifesi ve son sultanı Vahdettin mi?
Hani şu İngilizlere sığınarak onların nezaretinde ve gemisinde vatanını terk ederek Malta’ya kaçan Sultan Vahdettin mi?
İttihatçılar paylaşılan bir dünyada paylaşım masasındaki Osmanlı’yı kurtarmak için çıktılar yola ve savaşa hayranı oldukları için değil başkaları yanlarına almadığı için Almanya safında girdiler.
Kurtaramadılar, Osmanlı onların kollarında can verdi ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti de onların verdiği şanlı bir savaş sonrası yine onların ellerinde doğdu.
O gündür bu gündür yaşıyor ve ebediyete kadar da yaşayacak.
Yorumlar
Kalan Karakter: