Yıllardır topal hale getirilmiş bir ligde futbol oynanıyor.
Kimse bu durumdan rahatsız değil.
Bir akıllı da çıkıp, “Yahu bu topallık düzeltilemez mi?” diye sormuyor.
Allah Allah!
Şaşırmamak elde değil…
Yahu kardeşim, oturur, alırsın bir karar…
Ya üstten aşağıya bir takım az atarsın, ya da alttan yukarıya bir takım fazla çıkartır durumu eşitlersin.
Çok mu zor bunu yapmak?
Değil elbette ama gelin görün ki ülke futbolunu yönetenlerde bunu yapacak kabiliyet yok!
Dünyaya bir bakın…
Her hafta bir takımın maç yapmadan pas geçtiği bir lig yok!
Bize özgü, saçmalıktan da öte bir durum…
TFF bakalım bu absürtlüğü kaç yüz yıl sonra düzeltecek?
Katılmadığımız bir Dünya Kupası nedeniyle Süper Lige bir ay ara verildi.
Neyse ki 1. Lig ve alt ligler devam ediyor.
Bünyelerinde onlarca yabancı futbolcu var. Hiç biri ülkelerinin milli takımlarında oynayabilme kabiliyetine sahip değiller. Bu nedenle 1. Lig’e ara verilmedi.
Ülke yabancı futbolcu çöplüğüne döndürüldü diye boşuna konuşmuyorum.
İşte size ispatı…
Milli olanlar Katar’a, olmayanlar Türkiye’ye…
Neyse, gelelim konumuza…
Galibiyet serisi yakalayıp iyiden iyiye bir hava yakalayan Samsunspor, haftayı maç yapmadan geçirdi.
Rakipler kazanınca puan sıralamasında iki basamak geriye itildi.
Pazar günü Ankara’da belki de ilk yarının en önemli deplasman maçına çıkılacak.
Hala, “Nasıl mağlup olundu?” diye sorgulamasının devam ettiği Altınordu maçı hariç dışarda kaybedilen maç olmadı.
Olmasın da…
Pendik ve Tuzla galibiyetleri gibi Keçiörengücü maçından da zayiat vermeden çıkıla bilinirse devre sonuna kadar oynanacak maçların daha kolay geçeceğini düşünenlerdenim.
Takım iyi de olsa, kötü de olsa kazanmayı alışkanlık haline getirdi.
Mücadele ediyor, hırs yapıyor, en önemlisi vazgeçmiyor.
Bu iyi bir şey…
Che Guevara’nın sözü çok da güzel oturuyor:
“Yenildiğinde değil, vazgeçtiğinde kaybedersin.”
Vazgeçmek yok, mücadele etmeye devam…
Yorumlar
Kalan Karakter: