YAŞAYACAK çok gününüz mü var?
Gerçekten böyle mi düşünüyorsunuz?
Ölmenin güzel tarafı ve zamanı mı olur, diyorsunuz…
Ya da “Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşa yarın ölecekmiş gibi hazır ol” deyiminin sadece ilk tarafına mı sahipsiniz…
O zaman size ara sıra camilere, size yakın mezarlıklara uğramanızı tavsiye ederim.
Çünkü her gün musalla taşlarına, her gün yeni mezarlara hiç ölmeyeceğini düşünen cansız bedenler taşınıyor.
Üzgünüm, öleceğiz…
Hepimiz öleceğiz…
Bugün ben…
Yarın siz…
Sonra hiç ölmeyeceğini zanneden diğerleri…
Onun için ölmemek fikrini bir kenara koyun.
Nasıl olsa öldüğünüzü anlamayacaksınız hiç olmazsa ölümün hayırlısını, güzelini dileyin.
Peki, bu nasıl olacak, derseniz.
Önce ne kadar ve ne halde yaşamak istediğinize karar verin.
Bundan, hayatınıza kendiniz son verin anlamını çıkartmayın.
Şimdi kaç yaşındasınız, mesela?
20-30-40-50-70-80?
Hangisi?
Diyelim ki 50 ya da 70…
Dönüp bakın bakalım geriye, ne anlamışsınız yaşamdan, yaşadıklarınızdan?
Daha ne kadar yaşamayı umut ediyorsunuz?
Hangi yaşta olursanız olun her insan yaşanmış yıllara değil yaşayabileceklerine kitlenir ve bu arada ölümü unutur.
Peki, bu arada nasıl hissediyorsunuz kendinizi?
10 yıl önceki kadar diri misiniz?
Hala merdivenleri birer, ikişer çıkabiliyor, yorulmadan uzun mesafeleri yürüyebilip, koşabiliyor musunuz?
Yoksa hasta olup, yataklara mı düştünüz?
Hatta bir makineye bağlı olarak mı yaşamak zorundasınız?
Hangisi?
Hangisi olursa olsun geride bıraktığınız her gün sizden bir şeyler eksiltiyor ve günden güne tükeniyorsunuz.
Gelecekte daha ağır işitecek belki de hiç duymayacaksınız.
Gören gözleriniz okuyamayacak önce ve dahi ışığı bile seçemeyeceksiniz.
Bir zeytin tanesini çatalın ucunda ağzınıza götürecek dermanınız olmayacak.
Bir başkasının yardımı olmadan hiçbir ihtiyacınızı göremeyecek ve bir makinenin yardımı olmadan nefes bile alamayacaksınız belki…
Ve siz şimdi buna, “yaşamak mı,” diyeceksiniz?
Bu halinizle bir 10-20 yıl daha yaşamayı mı umut edeceksiniz.
Böyle düşünenler size, iyi ızdıraplar, varın nefes alacağım derken başkalarının elinde oyuncak olun.
Ben kimseye muhtaç olmadan, her uzvum görevini yerine getirirken ölmek isterim.
İşte; “Ölmek için güzel zaman” dediğim budur.
Hafta sonu içinizi karartmak değil niyetim.
Ama isterim ki;
“Güzel yaşayın ve güzel zamanda ölün” demişim bundan tam 9 yıl önce..
Hala aynı düşüncedeyim.
Yorumlar
Kalan Karakter: