Samsunspor’un başına gelen o büyük kazanın ardından 36 yıl geçti. Acısı, kederi hala ilk günkü gibi yüreklerimizi yakıyor. Hayatlarını kaybedenlere bir kez daha Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabırlar diliyorum.
Kaza sonrası ulusal medyada pek çok haber ve yorumlar kaleme alındı. Herkes olaya farklı pencerelerden baktı. Bana en ilginç gelen ise Milliyet Gazetesi’nin duayen spor yazarı rahmetli İslam Çupi’nin yazısıydı.
Büyük saygı ve rahmetle andığım üstat “Pazar’ın Ertesi” adlı köşe yazısında 36 yıl önce kazayla ilgili şu görüşte bulunmuştu.

“Samsunspor’un geçirdiği elim trafik kazası ve toprağa verilen iki genç futbolcu, bir antrenör ve bir otobüs şoförünün Türkiye genelini gözyaşına boğmasını, ilahi bir kudretin, ‘Böyle istedi böyle oldu’lu bir kaderciliğine mi bırakacağız?
Kazanın taze şoku ile yanan yüreklerimiz, yaşamdaki en ağır cezaya çarptırılan anne, babalar, zevceler ve çocuklar ‘Tanrı her şeyin sabrını verir’ şeklindeki uhrevi bir zaman aşımında yine çaresiz hayatı eksikli sürdürmeye devam kararı verdiklerinde, Türkiye’de her şey normale dönecek mi?
Çokçası karayollarının Azrail’i kilometre taşlı metrelerinde seyreden Türkiye birinci, ikinci, üçüncü liglerinin Samsun faciasından sonra, hala çok geniş bir parkurda sürdürülmesi konusu, Türkiye’de enine boyuna tartışılması gereken birinci mesele haline getirilemeyecek mi?
Türkiye liglerinin mahalli kılıktan kurtulup yaygın bir futbol kıyafeti haline getiriliş başlangıcı 1959’dur. İlk yıllar kentler sonra ilçeler, yerleşim birimleri olarak profesyonel hiçbir gereğini düşünmeden bir tabela kulüpçülüğü aşkı ile yola çıkmışlardır, sırf hemşerilerine bu cazip oyunu sevdirmek, onları aylık dertlerden kurtarmak için stat denemeyecek eğri büğrü toprakların kapılarını halka açmışlardır.
1959 yılı mı dedik…

Şimdilerde 1989 yılının başını sürdürdüğümüze göre, Türkiye ligleri bebeklikten kurtulup 30 yaşına basan delikanlılığın ötesinde bir canlı olmuş. Başlardaki coşku, bir coşku devamı olacağına sonra bir kuşku çağına doğru yelken açmış.
Kayseri-Sivas olayları olmuş, önce tüylerimiz diken diken olmuş, sonra unutmuşuz. Çok büyük olaylar olmadığı için, bazı kıvılcımlara arkamızı dönüp bakmamışız.
Yılda birkaç kez tribünler yakılmış rakip taraftarlar birbirine girmiş kentlerde futbolun hırslı ve hırslı zıt kamplarını ayırmak için polis barikatlara kurulmuş taraftar otobüsleri taşlarla cansız bırakılmış futbolcuları taşıyan araçlar kurşunlanmıştır bile.
Buna karşılık profesyonel ekonomisi sağlıklı olmayan yüzlerce kulüp faaliyetlerini devam ettirmeleri için politik tavırlı belediye sektörünün paraşütü altına girmişler, kara paranın aklanması için kafalarını nev-zuhur başkanlarının boyunduruğunun altına sürmüşler, çoğunluğu ise futbolcusuna transfer ücreti ödeyemeyen, maaşını ve primini veremeyen bir çaresiz müflis durumuna düşmüşlerdir.
Samsunspor’a dökülmüş zamansız ve talihsiz gözyaşlarından sonra şimdi Ankara’dakilerin masanın üstüne başka şeyler dökmesi gerek.
Bu altyapı yetersizliğine rağmen profesyonel hizmetlerin hiçbirine cevap vermeyen bu bütçesizliğe rağmen 250’nin üzerinde kulübün Türkiye profesyonel futbol faaliyetine iştiraki mantıklı mıdır değil midir? Dünyanın hangi ülkesinde haftanın dört günü deplasman uğruna konserve kutusuna benzeyen otobüs içinde geçiren bir futbol takımı var?
Artan profesyonel çıkışların anormal boyutlara vardığı profesyonel girdilerin ise çarpıcı düşüşler gösterdiği günümüzde bırakın ikinci üçüncü profesyonellik kulüplerinin muhtaç sız bir bütçe ile futbol faaliyetlerini sürdürmesini, birinci Lig’in hissedilir bölümü zaman zaman hayali ihracat kumar veya pavyon sermayesinin kucağına düşmektedir.
Samsunspor’un talihsiz yazgısında ne kadar ne kadar karlı ve buz kaplı yolun yetersizliğine, karşıdan gelen kamyon şoförünün basiretsizliği, ne de otobüsü kullanan sürücünün dalgınlığı söz konusudur.
Samsunspor’un yazgısı ta 1949 yılında alınlara yazılmıştır.
Amerika ile Türkiye arasında imzalanan ve ülkemizin trafik adımlarını karayolları ulaşımına bağlayan Max Ball Petrol Kanunu ile…
600 yıl bir yarımadada otur, civarına altı liman yapma, atalarının 2500 yıl at sırtında ömür bitirdikleri ile övün sonra kara ulaşımının en sağlam atı demiryolu taşımacılığını ihmal et.
THY diye bir milli havayolun daha Türkiye’nin 15 vilayetine inecek bir evrensel beceriyi göstermesin, sonra Samsun faciasına gözyaşı dök.
Eceli makul ölümler bir taktir-i ilahidir, Allah’ın taktiridir.
Ama ülkeler tarihsel ihmaller ve sersemlikler yüzünden insanlarını hala kendileri öldürüyorsa, orada ölen insanlara değil, ülkelerin kaderine ağlanır.
Yorumlar
Kalan Karakter: