Transfer dönemine hızlı girip 4 yeni ismi kadrosuna dahil eden Samsunspor, son bir haftadır ayağını gazdan çekmiş gibi duruyor. Son alınan genç oyuncuyu saymıyorum, zira bilindiği gibi sezonun ancak ikinci yarısında Samsun'a gelecek. Bu süreye kadar kiralık olarak başka bir takımda oynayacak.
Futbolcu pazarından öyle şıp diye oyuncu alamıyorsunuz. Zira görünen o ki futbolcu sayısı az alıcı sayısı fazla. Üçüncü zorluk ise, rakamların haddinden fazla oluşu. Üç kuruşluk oyuncu, menajerlerin allayıp pullamasıyla ederi kat be kat artırılıyor.
Oysa sen gerçek değeri neyse onu vermek istiyorsun, buna engel oluyorlar.
Garip bir durum.
Süper Lig takımları da transfer sezonunda ince eleyip sık dokuyorlar. Zaten pek çoğunda para yok, bazıları da transfer yasağına takılmış durumdalar.
Akıllara durgunluk veren bir transfer olayına şahit olduk. İyi mi yaptılar, kötü mü yaptılar?
İnanın bir yorumum yok!
Bir kulübümüz, üstelik milyarlarca lira borcu bulanan bir kulüp, TFF'nin açıkladığı transfer bedellerini yok sayarak bir oyuncuyu kadrosuna dahil etti.
TFF'nın kuralını ezdi geçti.
Kısacası takmadı.
TFF bir müeyyide uygulayabilir mi?
Tabii ki hayır!
Ne gücü yeter ne de maçası yer.
Dünyada hiçbir kulübün talip olmadığı bir oyuncuyu, neredeyse iki misli fiyatına satın aldı.
Aldığı oyuncu ile son sezon şampiyonluk yaşadı. Katkısı büyük oldu, bunu göz ardı edemeyiz.
Oyuncuya sahip olan kulübün başkanı çok ağır satış şartlar koydu. Oyuncu da benzer isteklerde bulundu, kulüp rest çekip, "Almıyorum lan, zaten benden başka alacak takımda yok, turşusunu kurun" deyip ellerinde patlatmadı, patlatamadı.
Oysa koz ellerindeydi, kullanamadılar.
Umarım bu oyuncu bir sakatlık, formsuzluk yaşamaz hayal kırıklığı yaratmaz. Sonra yazık olur, uçar gider havalara paracıklar.
Anlamadığım bir şey var.
Bu ve benzeri borçlu kulüplerden alacaklı olanlar, "Bir futbolcuya çuvallar dolusu para veriyorsunuz. Demek ki paranız var. Ne diye bana olan borcunuzu ödemiyorsunuz? Sökülün paramı" deyip ayağa kakmıyor?
İşin bu yönü de çok şaşırtıcı.
Size yaşadığım bir olayı anlatarak konuyu kapamak istiyorum.
Samsunspor'da iken TFF'nin UEFA Transfer Sistemin anlatıldığı bir seminere katılmıştım. Liglerde görev yapan genel menajerler olarak bir aradaydık.
İsmini yazmayayım, bir kulübümüzün menajeri sıklıkla toplantıdan çıkıp, hararetle telefonla konuşuyordu.
Belli ki ciddi bir olay yaşanmıştı ve de yüzü bir hayli asık vaziyetteydi.
Karşıdaki sesten ağır azarlar işittiği açıkça belli oluyordu.
Bir ara merak edip, yanına gittim. Amacım destek vermekti.
Konuyu anlattı, gerçekten de elimden bir şey gelemedi.
Şaştım, sustum kaldım.
Afrikalı bir menajer, bir oyuncuyu kulübe getirmiş. Bunlar da CV'sini okumuş, maç kasetlerini izlemişler. Çok da beğenmişler.
Sözleşme imzalayıp kadroya dahil etmişler.
40 bin dolar da peşin para ödemesi yapmışlar. Konaklamasını sağlamışlar, birkaç gün sonra antrenmanlar başlayacak, dinlensin denmiş.
Menajer arkadaşta toplantı için İstanbul'a gelmiş. Ama o oyuncu ve menajerini ara ki bulasın. Otel de yoklar, telefonları kapalı, adeta yer yarılmış içine girmişler.
Kulüp başkanı da telefona sarılmış, en ağır hakaretlerde bulunarak bu menajer arkadaşı suçlamakta.
Sorun büyük, ama çaresi yok!
Akşam yemeğinde arkadaşa durumu sordum.
"Abi, ben mahvoldum. Adamlar yurt dışına çıkmışlar. Kaçmışlar yani. Üstelik futbolcunun yaşı 20 değil, 41 imiş. Kısacası dolandırıldık. 40 bin dolar uçtu gitti. Başkan beni yese doymaz. Ailemi İstanbul'a çağırdım. İstifa ettim. İzimi kaybettirmem lazım" dedi.
Yemek sonrası vedalaştık, ayrıldık.
Bir daha da futbol dünyasının içerisinde göremedim kendisini.
Sözün özü; transfer süreci şapadanak yapılacak bir iş değildir. Uzun soluklu bir çalışmadır.
Yorumlar
Kalan Karakter: