Bir ülke bir günde çürümez.
Bir sabah uyanıp da “artık her şey bozuldu” denmez. Çürüme dediğimiz şey, ağır ağır ilerleyen bir hastalık gibidir. Önce adalet duygusunu kemirir, sonra ahlakı, sonra vicdanı… En sonunda toplumun geleceğe olan inancını yok eder. İşte insanı en çok korkutan da budur; umut kaybı.
Bugün ülkemin geldiği noktaya baktığımda içimde büyüyen duygu tam olarak budur: kaygı. Çünkü yaşadığımız sorunlar artık sadece ekonomik değildir. Sadece geçim sıkıntısı da değildir. Mesele çok daha derin, çok daha ağır bir yere evrilmiştir. Toplumsal bir çürümenin tam ortasında yaşıyoruz.
Siyasal tehditlerin sıradanlaştığı bir ülke olduk. İnsanların düşüncelerini korkmadan ifade edemediği, eleştirinin düşmanlık sayıldığı, muhalefetin hainlikle eş tutulduğu bir düzen oluştu. Oysa demokrasi dediğimiz şey tam da farklı seslerin özgürce konuşabilmesidir. Eğer insanlar konuşmaktan korkuyorsa orada yalnızca baskı büyür, toplum küçülür.
Bir başka büyük yara ise hukukun siyasallaşmasıdır. Adalet terazisinin bir tarafı ağır basmaya başladığında toplumun tamamı altında kalır. Hukuk, güçlü olanın sopasına dönüştüğünde yurttaşın devlete olan güveni yıkılır. İnsanlar artık mahkemelerde adalet değil, siyasi sonuç arandığını düşünmeye başlarsa orada yalnızca hukuk değil, devlet aklı da çöker.
Oysa adalet bir ülkenin omurgasıdır. Omurgası kırılan bir beden nasıl ayakta kalamazsa, adalet duygusu yok edilen toplumlar da uzun süre ayakta kalamaz.
Ve ülkenin kaynakları…
Bu toprakların dereleri, ormanları, dağları, kıyıları… Hepimizin ortak mirası olan değerler hoyratça tüketiliyor. Bir avuç şirket daha fazla kazansın diye doğa göz göre göre talan ediliyor. Karadeniz’in dağları deliniyor, zeytinlikler maden sahalarına açılıyor, su kaynakları şirketlerin kullanımına bırakılıyor. “Kalkınma” adı altında yapılan bu yıkımın bedelini ise halk ödüyor.
Üstelik yalnızca doğa değil, ulusal kaynaklar da savruluyor. Halkın alın teriyle oluşan bütçeler üretime, bilime, eğitime değil; gösterişe, israfa ve yandaş düzene akıtılıyor. Bir ülkede çocuklar yatağa aç girerken kamunun ışıkları sabaha kadar yanıyorsa orada ekonomik krizden öte bir vicdan krizi vardır.
En acı olan ise toplumun giderek buna alışmasıdır. Çünkü çürümenin en tehlikeli aşaması normalleşmesidir. İnsanlar haksızlığı görüp susmaya başladığında, yoksulluğu kader saydığında, liyakatsizliği doğal kabul ettiğinde çürüme artık yalnızca yönetimde değil, toplumsal hafızada da yer etmeye başlar.
Fakat bütün bunlara rağmen umutsuz olmak zorunda değiliz. Çünkü bu ülkenin tarihinde karanlığı dağıtan halk iradesi defalarca ortaya çıkmıştır. Bu topraklar baskıya da, yoksulluğa da, adaletsizliğe de karşı mücadele etmiş insanların ülkesidir. Cumhuriyet’in kuruluşundan işçi direnişlerine, köylü mücadelelerinden gençlik hareketlerine kadar her dönem halk yeniden ayağa kalkmayı bilmiştir.
Bugün de ihtiyaç duyduğumuz şey budur: yeniden vicdanı büyütmek.
Korkunun yerine cesareti, nefretin yerine dayanışmayı, çıkarın yerine kamusal yararı koyabilmek.
Çünkü bir ülkeyi yalnızca ekonomi ayakta tutmaz. Bir ülkeyi ayakta tutan şey adalettir, liyakattir, özgürlüktür, hukuktur ve en önemlisi toplumun birbirine duyduğu güvendir.
Eğer bunlar kaybolursa geriye yalnızca beton kalır.
Ama eğer bunları yeniden inşa edebilirsek, işte o zaman bu çürümenin içinden yeniden bir ülke çıkarabiliriz.
Ve belki de en büyük mesele şudur:
Bu ülkeyi gerçekten sevenler, artık susmaması gereken noktaya gelmiştir.
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: