Toprağın yeniden nefes aldığı, umutların yeniden filiz verdiği zamandır aslında. Kışın sert yüzünü geride bırakan köylü için bahar yalnızca mevsim değildir; alın terinin, emeğin ve sabrın yeniden sınandığı bir dönemdir. Daha gün doğmadan kalkılır, traktörlerin sesi köy yollarında yankılanır, kadınlar hazırlık yapar, çocuklar bile bir işin ucundan tutar. Çünkü köyde ekim zamanı yalnızca tarla sürmek değil, birlikte yaşamanın ve dayanışmanın en güzel örneklerinden biridir.
Eskiden köylerde ekim zamanı bir şenlik havasında geçerdi. Komşu komşuya yardım eder, imece usulüyle işler kolaylaşırdı. Bir evde traktör varsa diğerinin tohumu vardı; biri yorulunca öteki devreye girerdi. Toprağa atılan her tohumun bereket getireceğine dair güçlü bir inanç vardı insanların içinde. Çünkü köylü üretirdi, ürettiğiyle hem kendi evini hem de memleketin sofralarını doyururdu.
Fakat bugün o eski heyecanın yerini derin bir kaygı aldı. Köylü artık toprağa umut değil, çoğu zaman borç ekiyor. Mazot olmuş ateş pahası. Traktörü çalıştırmak bile başlı başına bir maliyet. Gübre desen öyle; bir çuval gübre alabilmek için insan günlerce hesap yapmak zorunda kalıyor. Tarım ilacı, tohum, sulama maliyetleri derken üretici daha ekim yapmadan büyük bir yükün altına giriyor.
Eskiden “Ekelim ki bereket olsun” diyen çiftçi, şimdi “Ekersek zarar eder miyiz?” diye düşünmeye başladı. Çünkü yalnızca ekim değil, hasat zamanı da ayrı bir dert artık. Ürün yetişiyor ama para etmiyor. Tarlada kalan sebzeler, maliyetini karşılamayan buğday, dalında çürüyen meyveler… Üreten insanın emeğinin karşılığını alamadığı bir düzen, yalnızca çiftçiyi değil hepimizi yoksullaştırıyor aslında.
Bir ülkenin en büyük güvencesi üreticisidir. Çiftçi toprağı terk ederse şehirlerin betonları insanı doyuramaz. Bugün köylerde gençlerin büyük kısmı artık tarımdan uzak duruyor. Çünkü görüyorlar; sabahın köründen gece yarısına kadar çalışmanın karşılığında geçim sıkıntısı bitmiyor. Bir zamanların bereketli Anadolu köyleri yavaş yavaş yaşlanıyor, sessizleşiyor.
Oysa köylü bu ülkenin görünmeyen kahramanıdır. Yağmur duasında da vardır, kuraklıkta da… Don vurduğunda en büyük acıyı o yaşar, bereket olduğunda ise en çok o sevinir. Şehirde soframıza gelen bir lokma ekmeğin, bir tabak yemeğin arkasında onun nasırlı elleri vardır.
Bugün yapılması gereken şey çok açıktır: Üreticiyi yalnız bırakmamak. Çiftçinin mazot yükünü hafifletmek, gübreye erişimini kolaylaştırmak, ürününü değerinde satabileceği bir düzen kurmak zorundayız. Çünkü tarım yalnızca ekonomik bir mesele değildir; aynı zamanda bağımsızlık meselesidir, geleceğe sahip çıkma meselesidir.
Köyde ekim zamanı hâlâ umut taşır içinde. Toprak, kendisine emek vereni hiçbir zaman tamamen yarı yolda bırakmaz. Ama o toprağa emek veren insanların da artık yalnız bırakılmaması gerekir. Çünkü köylü kazanırsa memleket kazanır. Ve bir ülkenin gerçek bereketi, beton kulelerde değil; Anadolu’nun çatlamış ellerinde, sürülmüş tarlalarında ve toprağa umutla bırakılan o küçücük tohumlardadır.
Yorumlar
Kalan Karakter: