Son yıllarda ülkemizde yaşanan gelişmelere baktığımızda insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Eğer yasalar herkese eşit uygulanmayacaksa, eğer demokrasi sadece işimize geldiğinde hatırlanacaksa, eğer özgürlükler yalnızca belirli kesimler için geçerli olacaksa, o zaman bütün bu kurumlara neden ihtiyaç duyuyoruz?
Bir gün hukukun üstünlüğünden bahsediliyor, ertesi gün mahkeme kararları beğenilmeyince yok sayılıyor. Bir gün demokrasi kutsanıyor, ertesi gün farklı düşünenler düşman ilan ediliyor. Muhalefet yapınca demokratik hak deniliyor, işimize gelmeyince terörist yaftası yapıştırılıyor. İfade özgürlüğü deniliyor ama sadece belirli sınırlar içerisinde konuşulmasına izin veriliyor.
O zaman açık konuşalım. Eğer kurallar kişilere göre değişecekse, eğer hukuk güçlü olanın elinde bir araç haline gelecekse, eğer anayasa sadece gerektiğinde hatırlanacak bir metinse, o zaman neden anayasa var? Neden meclis var? Neden yasalar var?
Demokrasinin en temel özelliği kuralların herkese eşit uygulanmasıdır. Hukukun en temel şartı, iktidarda olanın da olmayanın da aynı yasalara tabi olmasıdır. Bir ülkede kurallar kişilere, kurumlara veya siyasi görüşlere göre değişmeye başlarsa, orada hukuk devletinden değil, güçlünün hukukundan söz edilir.
Bugün yaşadığımız birçok sorunun temelinde de bu güven kaybı yatıyor. Vatandaş artık adaletin herkese eşit dağıtıldığına inanmak istiyor. İnsanlar seçimlerin, mahkemelerin, meclisin ve devlet kurumlarının bağımsız ve tarafsız çalıştığını görmek istiyor. Çünkü devlet dediğimiz yapı ancak bu güven üzerine ayakta kalabilir.
Aksi halde toplumun her kesimi kendi adaletini, kendi doğrusunu oluşturmaya başlar. Bu da ortak yaşamın temelini sarsar. Bir ülkeyi ayakta tutan şey yalnızca ekonomik güç değildir; hukuka olan inanç, adalete olan güven ve demokrasiye olan bağlılıktır.
Eğer gerçekten hukuk varsa herkese uygulanmalıdır. Eğer gerçekten demokrasi varsa herkes için geçerli olmalıdır. Eğer gerçekten özgürlük varsa yalnızca destekleyenler için değil, eleştirenler için de var olmalıdır.
Yok eğer bunların hiçbiri önemli değilse, o zaman çıkıp dürüstçe söyleyelim: Anayasaya da gerek yok, yasalara da gerek yok, meclise de gerek yok. Çünkü var olup da uygulanmayan kuralların toplum gözünde bir anlamı kalmaz.
Ancak unutulmamalıdır ki, devletleri güçlü yapan şey kuralsızlık değil, kurallara bağlılıktır. Hukukun olmadığı yerde güven olmaz, güvenin olmadığı yerde ise ne demokrasi yaşayabilir ne de toplumsal barış.
Yorumlar 1
Kalan Karakter: