Birçoğumuz bu kelimeyi bir yerlerden duymuşuzdur ancak tam olarak ne anlama geldiğini bilmeyen birçok kişi vardır. Genel anlamı ile psikolojik taciz, psikolojik baskı olarak geçen ve Latince de “mobile vulgus” sözcüğünden gelen “mobbing” kelimesi, kararsız, kalabalık, şiddete yönelmiş topluluk gibi anlamlar taşımaktadır.
Mobbing kavramı, ilk olarak 1960’lı yıllarda Avusturyalı bilim adamı Kondrad Lorenz tarafından hayvanların kendi aralarında veya sürü dışı bir yabancıya karşı uyguladıkları taciz davranışını tanımlamak için kullanılmıştır. Sonraki yıllarda ise İsveçli bilim adamı Dr. Peter Paul Heinmann okul yaşantısında öğrenciler arasında görülen zorbalık ve taciz olaylarını ele alarak, 1972 yılında İsveç’te Mobbing: Group Violence among Children adlı kitabını yayınlamış ve çocuklar arasında görülen zorbalık ve şiddet hareketlerinin önü alınamazsa mobbing nedeniyle kurbanların ümitsizlik ve korku arkasından intihara yönelebildiğini vurgulamıştır.
1980’li yıllarda Dr. Heinz Leymann, mobbing terimini iş hayatındaki baskı, şiddet ve yıldırma hareketlerini tanımlamak için kullanmış ve “Mobbing, duygusal bir saldırıdır. Bir veya birkaç kişi tarafından diğer bir kişiye yönelik olarak düşmanca ve ahlak dışı yöntemlerle sistematik bir biçimde uygulanan psikolojik bir terördür (1976)” şeklinde tanımlamıştır.
Ülkemizde iş mevzuatında henüz yer almamış olan mobbing kavramı İlk defa 2011 yılında ‘İşyerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi’ başlıklı Başbakanlık genelgesinde yer almıştır. Kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik taciz, çalışanların itibarını ve onurunu zedelemekte, verimliliğini azaltmakta ve sağlığını kaybetmesine neden olarak çalışma hayatını olumsuz etkilediği, kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesi gerek iş sağlığı ve güvenliği gerekse çalışma barışının geliştirilmesi açısından çok önemli olduğu bu genelgede belirtilmiştir. Ayrıca bu genelgede denetim elemanlarının psikolojik taciz şikayetlerini titizlikle inceleyip en kısa sürede sonuçlandıracağı belirtilmiştir. Ülkemizde işyerlerindeki mobbing şikayetleri ile ilgili incelemeler Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müfettişlerince yapılmaktadır.
İşyerlerindeki psikolojik taciz, diğer adıyla mobbing, her ne kadar mevcut şartlarda 4857 sayılı İş Kanunu’nda düzenlenmemiş olsa da çağdaş iş hukukunun tartıştığı en temel konulardan birisi haline gelmiş, gerek doktrinde, gerekse yargı kararlarında detaylıca üzerinde tartışılmaya başlanmıştır. Yasal bir tanımı bulunmayan mobbing kavramı öğretide; işyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi yada kişilere yönelik gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü olarak ifade edilmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 25.09.2013 tarih ve 2012/9-1925 E., 2013/1407 K. sayılı kararında “Görüldüğü üzere, bir eylemin psikolojik taciz olarak kabul edilebilmesi için, bir işçinin hedef alınarak gerçekleştirilmesi, belli bir süreye yayılması ve bu durumun sistematik bir hal alması gerekir… Psikolojik tacizin nedenleri farklılık göstermesine karşın amaç, çoğu kez işçinin işyerinden ayrılmasını sağlamaktır.” hükmüne yer vererek mobbingin unsurlarını ve genel nitelikteki amacını ortaya koymuştur. Mobbing yasal düzlemde de 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun “İşçinin Kişiliğinin Korunması” başlıklı 417. maddesinde yer alan “İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür…” düzenlemesi ile kendisine yer bulmuştur. Bu madde ile de görüleceği üzere yasa koyucu da işçilerin psikolojik tacize maruz kalmaması için işverenleri yükümlülük altına sokmuştur. Ancak işçiyi bu duruma düşmekten koruması gereken işverenler, çoğu durumda olumsuz manada mobbingin tarafı olarak karşımıza çıkmaktadır.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından 2013/Mayıs ayında yayınlanan “İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi” ile psikolojik tacizin unsurları belirtilmiş ve hangi durumların psikolojik taciz olarak değerlendirileceği belirtilmiştir. Bu rehbere göre bir durumun psikolojik taciz sayılması için aşağıdaki unsurları içermesi gerekmektedir:
-İşyerinde gerçekleşmelidir.
-Üstler tarafından astlarına uygulanabileceği gibi, astları tarafından üstlerine de uygulanabilir ya da eşitler arasında da gerçekleşmesi mümkündür.
-Sistemli bir şekilde yapılmalıdır.
-Süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanmalıdır.
-Kasıtlı yapılmalıdır.
-Yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olmalıdır.
-Mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkmalıdır.
-Kişiye yönelik olumsuz tutum ve davranışlar gizli veya açık olabilir.
Mobbinge uğrayan kişiler denetim mekanizmasına başvurmanın yanında dava açmak suretiyle yargı yoluna da başvurabilir. Mobbing davası açmak için mobbing olaylarını belgeleyen yazışmalar, tanık ifadeleri, e-postalar ve varsa ses veya video kayıtları gibi deliller sunulmalıdır.
Yorumlar
Kalan Karakter: