Türkiye siyasi tarihinin en önemli seçimlerinden birisini daha geride bıraktık.
Bu yazının hazırlandığı saatlerde 28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 2. turunda Erdoğan yüzde 52 ile rakibi Kılıçdaroğlu'nu yüzde 48 gibi bir oy oranına karşılık, birinci oldu ve Türkiye'nin 13. Cumhurbaşkanı seçildi.
Öncelikle her iki turu da değerlendirdiğinizde devletin bütün imkanlarının iktidar adayı lehine kullanıldığı bir seçim gördük.
Bu süreçte 6'lı masanın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, 22 yıldır iktidarda olan bir partinin cumhurbaşkanı adayı ile yarışmadı, devletin bütün imkanlarının kullanıldığı bir yarışla da mücadele etti.
Birinci turun aksine ikinci turda, sandıklarda çıkan gerilimli olayların biraz daha fazla olduğu bir 2. tur seçimi görmüş olsak da yine de demokrasi adına çok büyük bir sıkıntı yaşanmadığını söylemek gerekiyor.
Seçim sonuçlarının Türkiye'ye gösterdiği bence en önemli sonuç yüzde 50+1 sisteminin Türkiye için çok da iyi bir sistem olmadığıdır.
Çünkü bu seçimde özellikle de milletvekili seçiminde, cumhurbaşkanlığını kaybetmemek adına çok küçük ve radikal partilerin güçlerinin çok daha üzerinde güç elde etmelerine yarayan ittifakların önü açılmış ve mecliste güçlerinin üzerinde milletvekili ile temsil edilebilme olanağı sağlanmıştır.
2. tur seçiminde katılımın ilk tura göre çok daha az olması, seçim sonucunun ortaya çıkmasında önemli bir etkendi. Katılım yüzde 90'a ulaşabilseydi, çok daha farklı bir sonuçla karşılaşabilirdik.
Diğer taraftan Kılıçdaroğlu'na oy veren ve öyle görünüyor ki yüzde 48 ile toplumun hemen hemen yarısına denk gelen bir kesimin 'terörist', 'vatan haini' gibi suçlamalarla yaftalanması, bu ülkede ciddi bir kutuplaşmaya dayalı kampanyanın yürütülmüş olması bu seçimlerin belki de en çok üzülünmesi gereken yönüdür.
Diğer taraftan her iki tur seçim sonuçları gösterdi ki, AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye'nin en büyük üç ili olan İstanbul, Ankara ve İzmir'de seçimleri kaybetmiştir. Ayrıca milletvekili seçimlerinde de ciddi bir oy kaybına uğramıştır.
Kılıçdaroğlu'nun seçimi kaybetmesi sonrasında, CHP'de kazan kaynatmaya başlayanlar da elbette olacaktır. Kılıçdaroğlu'nun seçim kampanyasında gösterdiği performans ve devletin bütün olanakları kullanılarak yapılan kampanyalara rağmen böylesine yüksek bir oy oranıyla seçimleri kaybetmiş olması, Kılıçdaroğlu için çanların çalmaya başladığını göstermiyor. Bana göre eğer CHP sağlam ve dik durabilirse, bu seçim sonucundan Kılıçdaroğlu'nu hedef alan bir kurultay çıkmaz.
Kim ne derse desin bu seçimin belirleyici olan seçmenleri yurt dışında özellikle Almanya ve Avusturya'da yaşayan seçmenler ile sayılarının ne olduğu bir türlü açıklanmayan Sonradan vatandaş olan Suudi Arabistan, Afgan, Pakistan ve Iraklı seçmenler olmuştur. Yani Sonradan vatandaş olanlar ile Türkiye'ye senede 20 gün gelenler, Türkiye'nin kaderini belirledi.
Bundan sonra ne olacak. Özellikle de seçim sürecinde unutulan bir türlü görülmek istenmeyen ekonomideki kriz.
Bu seçim sonuçları gösteriyor ik; Türkiye'de seçmenin, ekonomideki bu kötü durumu Erdoğan ve kadrolarının düzeltmesini istiyorlar.
Düzeltebilirler mi derseniz; yüzde 52'si inanıyor. İzleyip göreceğiz!
Yorumlar
Kalan Karakter: