Tuğba Taşdemir 18, kardeşi Nisa ise 17 yaşındaydı.
En yakın arkadaşları Cansu ise daha 16'sında…
Meyve bahçeleriyle dolu o güzelim Kocaeli Dilovası'nda ailelerine yük olmamak, harçlıklarını çıkarmak için çalışıyorlardı.
Nasıl ruhsat verildiği bile belli olmayan parfüm dolum fabrikasında çıkan yangın ve sonrasında yaşanan patlamada can verdiler.
Halbuki daha çocuktular.
Sadece onlar değildi yaşamlarını yitirenler.
Üç çocuk annesi Esma Dikan ve yine üç çocuk annesi 65 yaşındaki Hanım Gülek ile 55 yaşındaki Şengül Yılmaz da yaşamını yitirdi. Onun da bakmakla yükümlü olduğu üç çocuğu vardı.
Facia sonrasında herkes soruları ardı ardına sıralamaya başladı. Bu fabrika burada nasıl faaliyet gösteriyordu? Çünkü sanayi bölgesi değildi ki…
Meskun mahal. Yani bildiğiniz mahalle arasındaydı.
Üstelik baksanıza ölenlerden ikisi çocuk. 18 yaşından küçükler yani. Bu fabrika, kayıt dışı çocuk işçi nasıl çalıştırıyor? Denetlenmiyor muydu?
Üstelik fabrikanın yangın ve acil çıkış kapıları bile yok. Tek çıkış yapılabilecek yer, küçük bir kapı. Göz göre göre gelen bir facia yani.
Bilenler anlatıyor. Yanan fabrikanın 2 bina ötesinde İŞKUR var diyorlar. Söylesenize hiç mi görmediniz bu fabrikayı. Hiç mi çalışanlarını denetlemediniz?
Üstelik mahalle sakinlerince defalarca yapılan şikâyetler var. CİMER’e ve ilgili kurumlara bildirilmesine rağmen, hiçbir önlem alınmadığı söyleniyor. İnsan inanamıyor. Böylesine bir savsaklama, böylesine bir ihmal olabilir mi?
Kaçak işçi çalıştıran bir fabrika var 2 bina ötenizde. Bırakın denetlemeyi, gören, ilgilenen bile yok.
Bu ülkede yangın merdiveni olmayan doktor muayenehanesine bile ruhsat vermiyorlar. Koca fabrika nasıl denetlenmiyor, anlamak mümkün değil!
Meskun mahalde parfüm dolum tesisi olur mu? Buraya ruhsat veren belediye yetkilileri. Ya Çevre Bakanlığı, Kaymakamlık, Valilik. Bu kurumlarda ilgili, yetkili kim varsa, suç işlemiştir ve mutlaka yargılanmalıdır.
İşyeri sahibine gelince dilerim en ağır cezayı alır. Alev alıcı maddeler için iş güvenliği önlemlerini almayarak, katliama neden oldu. Bu çocukların, bu kadınların katili oldu.
Ölen vatandaşlarımızın fotoğraflarına bakınca insanın kalbi sıkışıyor.
Ölen kadınların 3 tanesi 50 yaş üstü. İkisi 65 yaşında. İnsan, halbuki bu kadınların emekli olup, evde oturmaları hatta torunlarıyla oynamaları gerekirdi diye düşünmeden edemiyor. Ama olmadı. Yoksulluğa düşmemek için çalışıyorlardı.
Ah güzel kızlarımız…
Üç kuruş kazanıp, ailelerine yük olmak istemediler kesin.
Bu ülkede yıllardır işçi ölümlerinin ardı arkası kesilmiyor.
İSİG'in verilerine göre sadece bu yıl; ocakta 180 işçi, şubatta 128 işçi, martta 158 işçi, nisanda 156 işçi, mayısta 178 işçi, haziranda 161 işçi, temmuzda 207 işçi, ağustosta 192 işçi, eylülde 208 işçi, ekimde 169 işçi hayatını kaybetti.
Para kazanma hırsıyla, adeta insanlarımızı öğütüyorlar.
Bakın Dilovası'mdaki kazaya. Bu felaketin neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Böylesine iş kazası değil, katliam demekte hiçbir yanlışlık yok.
Paragöz işveren…
Gözünün önündeki eksiklikleri bile göremeyen kurumlar ve onları "etkisiz" yetkilileri…
16, 17 yaşında karnını doyurmaya çalışan, çocuk işçiler. Ailelerinin geçimine katkı vermeye çalışan 60 yaş üstü kadınlar. Böyle bir yoksulluğa neden olan ekonomi yönetimi, siyaset yapısı…
Bu kara düzene, bu gözü doymaz, kural tanımayan vahşi kapitalizme lanet okumamak mümkün mü!
Dedim ya nereden tutsanız elinizde kalıyor...
Muazzam bir çürüme!
****
Cumhuriyetimizin Kurucusu, Büyük Türk Devrimi’nin yaratıcısı Türk Milleti’nin makûs talihini yenen, emperyalizmin planlarını tarihin çöplüğüne atan, onurlu bir ulusu çağdaş değerlerle yeniden var eden Büyük Atatürk’ü, aramızdan bedenen ayrılışının 88. yıldönümünde, bir kez daha sarsılmaz bağlılıkla, saygı ve minnetle anıyorum!
Yüce Atatürk, en büyük eserin laik cumhuriyete sahip çıkıyor, gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde olanlarla mücadeleye devam ediyoruz…
Ruhun şad olsun!
Saygı ve özlemle…
Yorumlar
Kalan Karakter: