“Yoksulluk bütün insanlığın utancıdır” demişti Yaşar Kemal. Ve ona göre, bir ülkede yoksulluk varsa onu yazmayan yazar, değil yazar insan bile olamazdı.
Öyle rakamlarla anlatıldığı gibi değildir yoksulluk…
Çocuğuna alamadığı pantolon ve okul çantası yüzünden intihar etmektir.
Sosyal yardım merkezlerinde, belediye kapısında, İŞKUR kapısında, erzak, kömür kuyruğuna girmektir.
Pazarda kalan sebzeleri almak için akşam saatini beklemek, tanıdık birine rast gelmemeyi dilemektir.
“Bizi aşağılıyorlar, bizi kovuyorlar, biz yüzsüzlük yapıp yine gidiyoruz. Sanıyorlar ki bizim onurumuz yok. Çocuklarımızın önlerine yiyecek koymak için oralardayız" demektir yoksulluk.
Hurda toplamaya çıkan annenin, beş küçük çocuğunu bıraktığı evde yangında dumandan zehirlenerek hayatlarını kaybetmesidir yoksulluk.
25’li yaşlardaki karı kocanın, küçük çocuklarını komşuya bırakarak intihar etmesidir.
Çocuğunun bez ve mama ihtiyacını karşılayamayan babanın bir evin çatısına çıkıp, "Para istemiyorum, mama istiyorum" diyerek feryat etmesidir yoksulluk…
Elektriğini kestiklerinde tutuklanma korkusu ile yaşamaktır.
Yoksulluk bir milletvekili, kaymakam, vali geldiğinde iki büklüm hazırolda beklemektir.
Oto tamir ustaları tarafından kayışla, hortumla dövülen çocuklardır yoksulluk…
Ve oto tamir ustasını şikayet edemeyen ailenin “aç” kalma korkusudur.
Askıdaki ekmeklere uzanmaktır yoksulluk…
Evini ısıtamayan nüfusun yüzde 30'u, çatısı sızdıran, duvarları nemli, pencereleri çürümüş evde oturan nüfusun yüzde 31'idir.
‘İki günde bir et, tavuk veya balık yiyemem’ diyen, 40 milyona yakın insandır.
Yoksulluğun karanfil gibi kokmadığını çok iyi bilenlerdenim.
Yoksulluk sadece bir gelir meselesi değildir ayrıca. Aynı zamanda onurlu bir hayat sürebilme meselesidir.
İşte bu nedenle dayanışma da hayırseverlik ya da kendini rahatlatma değil temel haklar ve eşitlik için bir adım atmaktır.
Asıl mesele, yoksulluğu bitirmek mi yoksa yönetmek mi istediğinizdir.
Eğer son 20 yılda Türkiye’deki 25 milyon hanenin 14 milyon 500 bini sosyal yardım almışsa, yoksulluğu yönettiğiniz sonucu ortaya çıkar.
Oysa iktidarın görevi yoksulluğu yönetmek değil bu hak ihlâlini önlemek için çözüm üretmektir.
Çünkü yoksulluk koşullarından bizzat sorumludur!
NOT ETTİKLERİM
* DEM Parti, terör örgütü PKK’nın başı Öcalan’ın “silah bırak” çağrısının YPG’yi adreslemediğini duyurdu. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, bölücübaşının çağrı metninde YPG ve Özerk Yönetim ile ilgili bir ifadenin yer almadığını belirtti.
GÜNÜN SÖZÜ:
“Sorun, eğitim almamış olmanız değil. Sorun, size öğretilenlere inanacak kadar eğitim almış olmanız, ancak size anlatılan her şeyi sorgulayacak kadar eğitilmemiş olmanızdır...”
Edgar Morin - Filozof/Sosyolog
YOKSULLUK
Yayınlanma :
07.03.2025 08:46
Güncelleme
: 07.03.2025 08:46
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: