İNSANLAR her nedense yaşadıkları olumsuzlukları kendilerine zarar vereceği düşüncesiyle pek paylaşmak istemezler.
Oysa tam tersi olmalı.
Ben, siz, o, onlar her kimseler hayat içinde bizi üzen, sevindiren ve ders niteliğinde olan yaşanmışlıkları paylaşmalıyız ki, bizden sonra gelenler daha tedbirli ve hazırlıklı olabilsinler.
Rüya gibi başlayan ve fırtınalar kopartarak arkasında harabeler bırakan ilişkiler yaşanmadı mı bu dünyada?
Severek evlenenler, hiç düşünülmeden terk edilmediler mi?
Sırtlarımızı yasladığımız dostlukların aslında birer menfaat ilişkisi olduğunu sonradan anlamadık mı?
Hep dinlediğimiz,
Hep anlamaya çalıştığımız,
Dertlerine ortak olduğumuz,
Çıkılmaz sokaklardan aydınlık düzlüklere çıkardığımız insanlar,
Bizim birazcık anlaşılmaya, sevgiye, hoşgörüye ihtiyacımız olduğunda sırtlarını nasıl da döndüklerini unuttuk mu?
El bebek, gül bebek baktığımız,
Uğurlarında bir hayat feda ettiğimiz,
Yeter ki üzülmesinler,
Yoksunluk çekmesinler diyerek gözlerinin içine baktıklarımız, yıllar sonra hiç düşünmeden terk edip gitmediler mi?
Bunların hepsi bir yerlerde oldu ve kimi yüreklerde yaşandı.
Kırıldık yani?
Eskisi gibi olamayacağımız hale geldik.
İşte paylaşmak zorunda olduklarımız, bunlar.
Paylaşmalıyız ki, ilk kez yaşayacak olanlar kendilerine bir çıkış yolu bulabilsinler…
Paylaşmalıyız ki,
“Sonradan bilinen kıymetin.,
Kaybettikten sonra farkına varılan değerin.,
Birde kaçırılan heveslerin telafisi olmadığını öğrensinler.”
Ne diyor Sezai Karakoç;
“Geç yağan yağmurların kurumuş çiçeklere faydası dokunmaz.”
O nedenle;
“DEĞERİNİZİ bilmeyen insanlar için boşuna mücadele etmeyin.
ONLARI, layık oldukları insanlara bırakın ve sakın arkanıza bakmayın.”
Yorumlar
Kalan Karakter: