KIYAMET kopuyor siyasette…
Sen söyledin!
Ben söyledim!
Önce benim aklıma geldi!
Yok, benim aklıma geldi!
Dün düşünmüyordun bile!
Bugün düşünüyorum işte!
Yasa teklifi getirelim!
Yok, Anayasa değişikliği olsun!
Bir tarafta iktidar…
Diğer tarafta muhalefet lideri…
Her gün ekranlar başörtüsü ile dolu.
Bu tartışma nasıl başladı, nasıl buralara geldi akıl sır erdiremedim.
Çeşitli vesilelerle bu köşede dile getirmişimdir.
Rahmetli büyükbabam herkes tarafından saygı gören bir din adamı hatta alimdi diyebilirim.
Çok okur, asla boş konuşmazdı.
Konuştukları da herkes tarafından saygı görürdü.
Çoğu zaman kitaplarını açar, beni dizinin dibine oturtur ve okuduklarını benim anlayabileceğim şekilde paylaşırdı.
Din adına açıklama getiremeyeceği bir konu olduğunu hatırlamıyorum.
Ama bir günden bir güne başörtüsü tartışması yaptığını da hatırlamıyorum.
Bu kadar dine vakıf bir insanın eşi olan rahmetli anneannem, beyaz yaşmağını asla başından eksik etmez…
Dışarı çıkacağı zamanda kahverengi atkısını başına sarar öyle çıkardı.
Büyükbabamın onun nasıl giyindiğine, ne örttüğüne karıştığı bir günü hatırlamıyorum doğrusu.
Bu dediklerim, 60 yıl öncesinin Samsun’una ait.
Sene 2022, biz hala başörtüsünü tartışıyoruz.
Olsun mu?
Olmasın mı?
Yasa ile mi?
Anayasa ile mi?
Kamuda mı?
Özel mi?
Ey büyük Rabbim millet aya, biz yaya…
Adamlar milyonlarca kilometre ötedeki göktaşını vurdular.
Biz hala başörtüsünü ne zaman, nerede takacağımıza karar veremedik.
Milleti karnı aç, arkası çıplak!
Bizse başörtüsünün derdindeyiz.
Bırakın kim ne isterse, ne zaman, nerde derse orada taksın.
Gündemi fuzuli meşgul edip, dertlerimizi unutacağımızı zannediyorsanız;
Karnı aç, gözünün feri soluk olanın başını örtmekle…
Ne derdi biter.
Ne açlığı!
Yorumlar
Kalan Karakter: