ÖYLE bir rüzgarla tüketiyoruz ki hayatı…
Doludizgin gidiyoruz.
Geriye dönüp bakamıyoruz bile…
İlerisi de çok ilgilendirmiyor bizi.
Oysa bak kaç sene bıraktık geride…
Ne anladık?
Ya da bir şey anladık mı yaşadıklarımızdan…
Anlamadık da anlayacağımız da yok.
Bu dünya Sultan Süleyman'a kalmamış, bize mi kalacak?
Öyleyse;
Bu ne hırs?
Bu ne ihtiras?
Giyeceğiniz 6 metre kaput bezi…
Bırakın dünyadaki varlıklarınızı, kaput bezini bile götürme şansınız yok gideceğiniz yere.
Biliyorum, hepimiz öleceğiz.
Hatırlatmak falan da değil niyetim.
Seyrettiğim bir şey itti beni bu yazıya...
Diyor ki, aklı biraz uçuk bir vatandaş:
Ahmet abi 52 yaşındayım ben. Ne kadar yaşarım?
Bilemem ki diyor Ahmet abi…
Belki 20, belki 30 sene yaşarsın.
Bi bakmışsın yarın vefat etmişsin.
Takdiri ilahi diyor Mehmet.
Takdir Allah'ın diyor Ahmet abi.
Sen ölümden biraz korkuyorsun herhalde diyor.
Baya vallahi diye cevaplıyor Mehmet.
Neden korkuyorsun?
Abi ben hayatta yalan söylemem.
Evde mutlu mutlu yatıyorum.
Belki öbür tarafta çok daha fazla mutlu olursun.
Belki daha güzel şeyler yaşayacaksın o tarafta.
Ama çürüyüp gidiyorsun mezarda.
Öbür dünyaya yanında kimi götürmek istersin?
Vallahi kimsenin ölmesini istemiyorum.
Kurtuluşu yok mu Ahmet abi.
'Çaresi yok öleceğiz' diyor Ahmet...
Bunu dinlerken bugün bu dünyayı beraber yaşadığı insanlara zindan edenler,
Kul hakkını yiyenlere…
Hakkı, hukuku, adaleti yok sayanlara seslenmek istedim.
Bi bakmışsınız,
Yarın ölmüşsünüz.
2 metre mezar, 6 metre kaput bezi sizi bekleyen...
Çaresi yok, öleceksiniz.
Kurtuluşu yok yani!
Yorumlar
Kalan Karakter: