ATAKUM’un sahilinde tütün fidesi ekildiği yıllardan bahsetmek istiyorum.
Balaç ve civarındaki köylü vatandaşlarımız kumsala yakın yerlerde tütün fidesi ekerlerdi.
1960’li yıllardan bahsediyorum.
Sabah erken saatlerde gelir, o tütün fidelerini söker ve köy topraklarında büyümeye bırakırlardı.
O zaman bugünkü Atatürk Bulvarı yok.
10 metre genişliğindeki Bafra Şosesi var.
Belediyenin otobüs hattı da mevcut değil.
Beş tane minibüs var, kent merkezine taşımacılığı onlar üstlenmiş.
Ömür Evleri Kavşağı’nın deniz kenarındaki sahilinde Hamuloğlu Kolanyaları’nın arazi ve evi…
Rahmetli Bafralı Doktor Mehmet Çoban ve yanında daha sonra inşa edilmiş rahmetli Dr. Ömer Pelenk’in villası…
Onların yanında da bizim ili katlı evimiz var.
Her taraf kumsal o zaman.
Bafra Şosesi’nden denize kadar göz alabildiğine kumsal…
Yapı-8 Kampını hatırlayan var mıdır bilmem, bu kuşaktan…
O kampın yanından Kuruzeytin deresi geçiyor.
Kendi yatağı içinde akan bir dere ve henüz ıslah edilmemiş.
Onun batısında da öyle küçük dereler var.
Atakent kavşağında ise yıllar sonra DSİ’den aldığım ihale ile ıslahını benim yaptığım Alanlı Deresi…
Dağdan inen yağmur ve kaynak suları tabi yataklarında deniz ile buluşuyor.
Rüzgârlı havalarda aksiliğini gösteren Karadeniz ise ne kadar coşarsa coşsun, geniş kumsala yayılarak kumsala herhangi bir zarar vermiyor.
Ta ki 1965’te tapu kadastro sınırları çizilip, tüm arazi sahiplerinin sahip oldukları topraklara arsa vasfını kazandıracak toprak dolgu işlemlerini yapana kadar.
İşte o zaman, içinde ev yapılmış tüm araziler dört bir tarafları duvar ile çevrilmiş hale geldi.
Sonrasında ise dere ıslahları düşüncesiyle, şehirleşmenin önünü açmak amacıyla derelerin üstü kapatıldı.
İşte bundan sonradır ki, Karadeniz coştuğunda enerjisini önüne çıkan engeller nedeniyle dağıtamadığı için kıyıya, suni olarak yapılan imalatlara zarar vermeye başladı.
Ki bu konudaki en büyük engel Adnan Menderes Bulvarı’nın hitama ermesi için deniz önüne yapılan taş dolgular olmuştur.
Yapılmış da ne olmuş?
Karadeniz’in hırçın dalgaları geçmişte kendine ait metraja ulaşabilmek için önüne geleni dağıtmaya başlamıştır.
O yıktı, yapanlar yeniden yaptı.
Peki çözüme ulaşılabildi mi?
Elbette hayır!
Bugün onun hırçınlığını kırmak için deniz kenarına sıralanmış New-Jersey beton blokları bile denizin hızını kesmeye yetmedi.
Yetemeyecektir de…
Çünkü geçmişten bugüne intikal eden bir miras ve hak var Karadeniz için.
Çünkü kendine ait olanı her zaman ve şartta alır.
Yorumlar
Kalan Karakter: