EVVELDEN insanların çalışma hayatları sonunda en büyük beklentileri, emekli olduklarında biriktikleri parayla başlarını sığdıracakları bir ev almaktı.
Anadan, babadan mirasla kalan…
Ya da bahtı açık, şansı bol insanların kazançlarıyla sahip oldukları evleri söylemiyorum.
Onun da ötesinde, kazandıklarını nereye harcayacaklarını bilemeyenlerin alıp bir kenara koydukları emlaklardan hiç bahsetmiyorum.
Bir başka tür, 'Onun var, benim de olsun' türüyle cazip olan semtlerden bir veya birkaç ev satın alanları ise hiç kast etmiyorum.
Konumda değil zaten.
Onlar, tuzları kuru olanlar…
Nasıl kazanıp, nasıl harcayacaklarını hesap etmeyenler…
Ne alırken ne satarken ne de vergi öderken dertlenmeyenler onlar…
Ben babadan kalma bir evde oturup, sonrasında yıllarca biriktirdikleriyle aldığı evi kiraya verenler söz konusu.
Bugüne kadar model belliydi.
Basit bir ifadeyle, 12 ay aldığın kiranın bir aylığını devlete vergi olarak verir, geriye kalanla da hayat standardını arttırmaya gayret ederlerdi.
Çok dokunmazdı.
Şikayet de etmezlerdi.
Ama vatandaşsan…
Erişilmesi en kolay gruptaysan…
Kaçacak, göçecek, kaçıracak bir yerin yoksa…
Kazancını hasır altı etmeyi bilemiyorsan yandın.
Devlet ensende o zaman.
Şimdi de öyle oluyor zaten.
Ekonomim sıkıntıya düştükçe yeni gelir kapısı bulmaya çalışan maliye gözünü ev sahiplerine dikmiş.
Önceden 12 ayın birini vergi olarak ödeyen ev sahibi artık iki ayın kirasını devlete bayılacak.
Ev sahipleri bu işe bir formül bulur mu bilemem ama görünen o ki;
Olan kiracılara olacak.
Öncelikle verilecek vergi kadar hatta daha fazla artış olacak.
Belki angil dingil tahsilat olacak.
Ne olura olsun, bu işin sonu bir şekilde ev sahiplerine dokunacak.
Madem evin var, derdin var kardeşim.
Devlet el atmışsa artık kaçış yok.
Ya ödeyecen ya ödeyecen!
Yorumlar
Kalan Karakter: