BUGÜN köşemi Samsun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Salih Zeki Murzioğlu’na ayırmak istiyorum.
Geçen haftanın ilk günüde beni arayan sevgili Osman Kara, ‘İhtiyar şu fındık işine beraber bir el atalım. Konu önemli. Biraz araştırma ve yetkili ağızların söyleminin katılması ile ortaya güzel bir çıkabilir. Sen bilgileri benimle paylaşırsan konuyu geliştirebilirim. Sen de mizanpajını yaparsın’ dedi.
Fındık konusunu ele alan arkadaşlar var Samsun’da…
Ben biraz değişiklik olsun, konuyla ilgili yetkililerin görüşlerini içeren bir söyleşiyi katarak bir bilgi sunumu yapalım istedim.
Zaman herkes için değerli olduğu için görüşmek istediğimiz kişilere planlamamız çerçevesinde ulaşamadığımızdan ortaya çıkan yazım pek Osman Kara’nın istediği gibi olmadı belki ama ona da gidişat konusunda bilgi vererek aşağıda Sayın Salih Zeki Murzioğlu ziyaretimdeki söyleşiyle bugün beraber olmak istedim sizlerle…
İhtiyar merhaba;
Fındık konusu hem Samsun hem Türkiye için çok önemlidir. Samsun şu an Türkiye’de Ordu’dan sonra en fazla fındık üreten ikinci ildir. Samsun’da 120 bin ton kabuklu fındık üretilir.
Terme, Çarşamba, Salıpazarı, Ayvacık, Dikbıyık toprakları tamamen fındık üretimine tahsis edilmiştir.
Batıda Bafra Ovası’nda da fındık ekim alanları her geçen gün daha da artmaktadır.
Ayrıca Samsun’da yaşayan birçok Ordulu, Giresunlu ve Trabzonlunun baba yadigarı topraklarında fındık üretilmekte ve o insanlar bu ürünün gelirini Samsun’a taşımaktadırlar. Ordulular, Giresunlular alışverişlerini Samsun’dan yapmakta, fındık parasının bir kısmını bu kente bırakmaktadırlar.
Fındık ayrıca Türk hazinesi içinde önemli bir gelir kaynağıdır. 2 milyar dolar döviz girdisi sağlar. Bu rakam sistemli bir politika ile daha da artabilir.
Bu röportajı yaparken bazı oda başkanları ile görüşmekte fayda var.
Taban fiyat 110 lira isteniyor sanırım ama fiyat henüz açıklanmadı. (Tabi bu arada 80 lira gibi bir rakam ilan edildi.) Metni ben yazarım. Mizanpajı da sen yaparsan harika olur.
Selamlar…” diye yazmıştı, bende buradan hareketle yola çıktım.
Terme Borsa Başkanı ile muhabir arkadaşımız görüştü ve gazetede bu röportaj yayımlandı.
Ben de cuma günü sözleştiğimiz üzere Ticaret ve Sanayi Odası Başkanımız Sayın Salih Zeki Murzioğlu ile makamında saat 11.00’de başlayan ve yaklaşık bir saat süren bir birliktelik gerçekleştirdim.
Söze, Fındığın Karadeniz Bölgesi için çok önemli bir ürün olduğunu, sosyal medyadan takip ettiğim bir olayda Ordulu bir vatandaşımızın “Yıllardır fındığın çilesini çekeriz. Karşılığını almak isteriz. Bu yılki beklentimiz, 110 lira idi. Sayın Cumhurbaşkanı 80 küsur lira açıklamış. Biz bu şartlarda bu fındığı toplamayız. Toplasak da kimseye satmayız. Bizimle adeta dalga geçer gibi bir fiyat açıklamışlar. Kim gelirse gelsin bir tane bile fındık vermiyoruz’ dediğini izledim.
Siz Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı olarak hem fındık taban fiyatı ve genel politikalar hakkında ne düşünüyorsunuz diye söze başladım.
İşte bu sorumun cevabıyla başlayan sohbetimiz sayın başkanla...
MURZİOĞLU: Şimdi fındık Türkiye’de, Karadeniz Bölgesinde, Doğu-Batı-Orta Karadeniz de çok az. Kastamonu Sinop’ta az, bizde değil.
Çorum, Amasya’da Karadeniz şehirleri ama buralarda fındık üretimi yok.
En fazla üretim Ordu’da yapılıyor
Ordu’da artık fındık ekecek alan yok.
Ama Samsun’da hala bakir alanlar mevcut.
Bizim Kavak’ta bile artık fındık ekmeye başladık.
Samsun inşallah bir fındık şehri olacak.
Dediğim gibi bölge ekonomisine katkısı büyük.
Gelişmesi için ekonomi ve siyasetin birlik olması lazım.
Fındığı çuvalda pazarlamanın artı bir getirisi yok.
Fındığın bölge ekonomisine katkısı büyük ama ülke ekonomisine katkıyı sağlamak istiyorsa, pakete sokmanız lazım.
Bunu defaten biz her platformda dile getirmemize rağmen olmuyor, yatırımcılar yapmıyor.
Bunun içinde bize yatırımcılar lazım.
Bunun için girişimci olmak lazım.
Ne yazık ki bu anlamda yatırımcı bulamadık.
N.S.: Böyle bir yatırımcıya sahiptik ama elimizden kaçırdık.
MURZİOĞLU: Yok öyle değil. Onlar Trabzon’da bir fabrika aldılar.
Oltağan Fındık var orada. 5 sene ortak kalmak kaydı ile satışını aldılar.
N.S.: Ne yapıyorlar orada?
MURZİOĞLU: Fındık işliyorlar.
Şimdi fındık böyle.
N.S.: Başkan araya girdim. Sosyal medyadan dinlediğim bir vatandaş; ‘Biz 110 lira bekliyorduk fındığın taban fiyatını. Sayın Cumhurbaşkanı’nın açıkladığı fiyat ise bizde hayal kırıklığı yarattı. Satmıyoruz fındığımızı. Gitsinler kimden alırlarsa alsınlar’ diyor.
Sizin vatandaşın bu tepkisine söyleyecek bir şeyiniz var mı?
MURZİOĞLU: Vallahi fındığın geçmişine bakar da fındığın tonu bilmem kaç dolardı?
Şimdi kaç dolar derseniz durum çok iç açıcı değil.
Bunun için bir yorum yapmak istemiyorum ama halkın ürettiği bir ürün rahat satılamıyorsa, fiyatının iyi hesaplanıp, parasının ona göre verilmesi lazım. Şimdi şöyle söyleyeyim, birazda biz sahiplenip üzerine gidemiyoruz.
N.S.: Peki, başkan sahiplenmeye çalışsanız bir engel çıkar mı karşınıza?
MURZİOĞLU: Valla çıkmaz. Sahiplenme şöyle; el birliği, güç birliği hep beraber olursak sonuç alırız.
Fındık için bir şeyler yapmaya çalıştık. Çalışmalar, kongreler. Ordu’da bir tanesi bir ilimizdeydi. Üç tane siyasetçi yoktu işte!
Ha, kim vardı?
Birkaç tane fındık tüccarı.
Birkaç tane kooperatifçi.
Birkaç tane üretici.
Hep beraber olmak lazım.
Bunun kooperatifçisinden, tüccarından, üreticisinden, ihracatçısından, siyasetçisinden ne bilip herkesin orada tek bir ses, tek bir nefes olması lazım.
N.S.: Yani körlerle sağırlar birbirini ağırlar olmayacak.
MURZİOĞLU: Aynen öyle. Valla 1960’tan beri bu piyasayı takip ediyorum. O tarihten beri bir SAGRA, Türkiye’de olmadı.
Bir ara genel başkanımız gelmişti. Giresun’a bir toplantıya gittik. Orada bize krokan ikram ettiler. Çok güzeldi ama bir ambalajda değildi. Kesilmiş ve tabağın içerisinde duruyor.
N.S.: Aynen bir zamanlar Ahenk Helva’nın yaptığı gibi mi?
MURZİOĞLU: Aynen öyle. Şimdi bunları çeşitlendirmemiz lazım. Bunları başarabilmemiz lazım. Bunu yapmadıktan sonra. Fındığı pakete sokmadıktan sonra sadece üretir, geçinir gideriz.
BÖLGEYİ KALKINDIRMAMIZ İÇİN BUNU YAPMAMIZ ŞART!
Bizim Karadeniz fındığının en büyük özelliği, çikolatayla çok uyuşan bir aroması var.
Bakın Gürcistan üretiyor.
ABD üretiyor.
Meksika üretiyor.
İspanya üretiyor fındığı.
Onlarında bir ekonomisi var onlarda satıyor fındığı ama bizim fındığımız kadar çikolataya uyum sağlayan aromaya sahip fındık yok. Ki bu Karadeniz’de bu tanımda fındığa sahibiz. Allah rahmet eylesin Trabzon Borsa Başkanı Şükrü Güngör Köleoğlu vardı.
Şimdiki Trabzonspor başkanının kayınpederi. Benim bu arkadaşım, dostum. Furkan Fındık’ın da ortağı idi. Bu bir çalışma yaptı Trabzon’da. 20 sene imara açmamak kaydı ile arsaları, tarlaları yeni bir fındık ekimi yapmak istedi.
Şimdi bizim babalarımız, dedelerimiz ekmiş fındığı. Biz hala aynı fındığın dalından alıyoruz, ekiyoruz. Yenileme yok. Niye? Yenilersek fındık üç-beş senede yetişiyor. 2-3 sene biz fındık toplayamayacağız. Şimdi bunu başlattı. Buna pek uyan olmadı. Hatta hatta geldi bizim 19 Mayıs veya Bafra’da da örnek tarla yaptı Köleoğlu.
Fındığın verimini düşürmemek, fındığın kapasiteyi iyi kullanmak için yenilemeyi de yapmak lazım. Samsun’da bu işin sevindirici tarafı, biliyorsunuz bizim şehrimizin doğusunda Çarşamba, Terme, Salıpazarı, Ayvacık buralarda fındık üretimi çok fazla. Biraz bizim 19 Mayıs üzerlerinde var. Şimdi Kavak’a doğru bu ekimi yaptırıyoruz. Geçenlerde bir cenazeye gittim oraya. Baktım bayağı yeni fındık ekimi olmuş. Yani onlar burayı yeni bahçeler olduğu için verim düşmez, verim artar ama diğer ilçelere aynı yenileme yapılmazsa, verim gittikçe düşecektir.
Fındığın ülkemize bir faydası da, Samsun değil ama Ordu, Giresun, Trabzon’ dan kalkmış, gitmişler gurbete oralarda yerleşmişler. Tarlaları burada. Oradan kalkıyor, geliyor, fındığı olsun olması işçi tutuyor. Fındığı toplatıyor. Bu da bölgenin turizmini canlandırıyor. Böylede bir faydası var yani.
İç turizmde, Karadeniz bu fındık zamanı çok canlıdır.
Mesela biz işverenler işte istihdamı çok olanların çok büyük bir sıkıntısı vardır. Fındık zamanı geliyor, hangisine izin vereceğim hikâyesi vardır birde biliyorsun.
N.S.: O, bütün sektörlerde de öyle. İnşaat sektöründe çalışanlarda fındığım var diyor, gidiyor. Ondan sonra millet çalıştıracak adam bulamıyorum diyor. Hakikaten enflasyon yarattılar. Kalıpçısı, sıvacısı, seramikçisi.
MURZİOĞLU: Belki fındığa gidenler burada, orada kazandığından çok kazanacak ama onu bir alışkanlık yapmış. Gidecek fındığını toplayacak, çuvallayacak en azından kendi kışlık fındık ihtiyacını giderdim diye düşünecek.
N.S.: Bizim için önemli olan samsun Ekonomisine katkısı. Bu katkıyı duyunca o anlamda memnuniyetim arttı. Bu anlayışı genel bir politika haline getirmek sanırım çok daha yararlı olacaktır. Bu gelişmelere üniversitemiz nasıl bakıyor sayın başkan veya bakıyor mu?
MURZİOĞLU: ....Sessizlik!
N.S.: Anladım!
MURZİOĞLU: Elimizdeki olanaklar çerçevesinde Ziraat Fakültesi ile işbirliği yapmaya çalışıyoruz ama başarabiliyor muyuz, dersen. Çok da mutlu olabileceğimiz bir cevap bulamıyorum.
N.S.: Vallahi ben orada üç tane Araştırma Görevlisi Ziraat Mühendisi genç arkadaşla tanıştım.
Alanlı’da bir yer kiralamışlar kendi imkânlarıyla Hobi Bahçesi yapmaya çalışıyorlar başkan. Çocukların analarından emdiğini burunlarından getiriyorlar. Peyzaj çalışmaları yaparken şikayet, şikayet üstüne. Sonunda müdahil olmak mecburiyetinde kaldım.
Şunu söylemek istiyorum. Orada harekete geçmek isteyen genç bir enerji var ama onları yönetenler sanki artık biraz, birazdan da öte heyecanlarını, şevklerini kaybetmişler. Bana öyle geliyor.
MURZİOĞLU: Şimdi son zamanlarda bizim yeni organize ettiğimiz Çarşamba Organize Sanayi Bölgemiz var. Oradaki oluşturduğumuz sanayi parsellerinin tamamını tahsis ettik. Çarşamba bizim fındıkla geçinen, onun tarımını yapan bir ilçemiz. Meyvemiz, sebzemiz var ama fındık ağırlıklı. Fındık işleyecek bir tesisimiz yok. Var ama fabrikasını kur, kır çuvala koy, bu fabrika değil.
Bunu pakete koyabiliyor musun?
Bunu bu şekilde paketleyebiliyor musun? (Çikolatayı gösteriyor)
+ Bu arada çikolatayı ikram ediyor haliyle ve gülüşüyoruz.
Bunu, bu paketin içine koyabiliyor musun?
Böyle olunca değeri artıyor.
Bu 80 lira mı açıklandı fındık? Koyduğun zaman 800 lira oluyor, 10’la çarpıyorsunuz.
N.S.: Yıllar önce burada anlatacağım şeyi biz beraberce yaşadık. Bizim yaş gurubumuzdaki insanların geçimlerini sağladıkları, ailelerini bugünlere ulaştıran Tekel, Bakır, Azot fabrikaları vardı.
İnsanların birilerini araya sokmaya çalışıp, ‘Oğlumu, kızımı Tekel’ sok, Azot’a sok, Bakır’a sok’ diye uğraşırlardı. Yani ben delikanlılığımdan beri hatırlıyorum.
MURZİOĞLU: Öyle, öyle... Bizim mağazamız vardı. Tekel’den biri gelince öyle parasını vermiş, vermemiş sorgulamazdık.’ Senet, sepet yoktu ama o tekelcileri tanımasan bile hemen yaz deftere’ denilirdi. Bir tanıdığının ismini veriyordu sana, garantiydi yani. İyi maaş alırlardı. Ödedi, ödemedi diye bir endişen olmazdı. İyi maaş alırlardı. Bakır’da öyle. Azot’da öyle.
N.S.: Başkanım bu kent ekonomisi için en güzel günlerden bahsediyoruz. Kendi kendine yeten ve çarklarını çeviren bir ekonomiye sahiptik o yıllarda.
MURZİOĞLU: Tarımda bir tütünümüz vardı.
N.S.: 60’lı yıllarda Atakum’da deniz kenarında yerleşmiştik. Balaç, Alanlı köylüsü deniz kenarına türün eker. Sabah erkenden gelir, kırar ve köylerine dizmeye giderlerdi. Ekonomi oradaydı, denizin kenarındaydı. O günlerde 10 metre olan Samsun- Bafra Şosesi’nin güneyi olduğu gibi tarla ve ekili alandı. Böylesine betonlaşmamıştı. Yapılaşma yoktu. Şimdi nefes alanı bile yok. 7-8 katlı binaların yanına üç katlı binalar yapılmış imar gereği. Adamın ne mahremiyeti kalıyor, ne özel hayatı! Şimdi kendi elimizle doğayı yok ettik.
MURZİOĞLU: Samsun göç alan bir şehir.
N.S.: Nasıl göç ama kalifiye değil ki!
MURZİOĞLU: Son yıllarda yeni organize sanayi bölgeleri yaptık. Bir tanede şehirde kurduk. Bunları tahsis edip, yeni yatırım alanları yaratmaya çalışıyoruz. Tek endişemiz, yatırım yapacak olanların çalıştıracak elaman bulabilir miyiz sorularına cevap bulabilmek.
Ben: Bulamazlar, diyorum,
Başkan; Buluruz, buluruz diyor. Tek avantajımız bizim şehrimiz hem büyük, hem güzel bir şehir..Derlar ya; ‘Kargaya yavrusu, şahin gözükür’ misali oluyor biraz ama dışarıdan gelenlerde aynı şeyi söylüyor ve kentimizi övüyorlar.
Bizi bekleyen büyük bir tehlike var. Nüfus artıyor. Yeni OSB’ler kuruluyor. Üretim, istihdam artacak. Yeniden nüfus artacak. Bunun lojistiği, taşınması şu anda yıkanıyor ona hazırlık yapmamız lazım. Doğu- Batı Çevreyolu ne senin, ne benim şahsi sorunum. Bu kentin sorunu, bunu ben her panelde anlatırım.
Ama ben bunu 13-14 senedir başkanım. Her platformda dile getirdiğim halde halen yapılabilmiş değil. Batı Çevreyolu’nun programa alındığı söyleniyor. Umarım hayata geçip, sonlanır.
N.S.: Fındığa dönersek diyorum.
MURZİOĞLU: Bu konuya topyekûn yönelmemiz lazım.
Üretici, ekonomi sorumluları, tüccarı, ihracatçısı, siyasetçisi herkesin elini taşın altına koyup, milli bir mesele olarak bakmak lazım.
İstersek gerçekleştiremeyeceğimiz bir şey değil.
Fındık tüm Karadeniz için olduğu gibi Samsun için de önemli.
Şu anda bölgemizde üretim konusunda ikinci sıradayız.
Doğru politika ve desteklerle iddia ederek söylüyorum ki;
FINDIKTA ÜLKE LİDERİ OLABİLİRİZ!

Yorumlar
Kalan Karakter: