ÇOĞUMUZ hala farkına varamadık belki ama Samsun özelliği olan ve bu özelliğini zaman deformasyonuna rağmen yitirmeyen bir kent.
Kurtuluş meşalesinin yakıldığı kent Samsun…
Cumhuriyet’e giden yolun ilk adımının atıldığı kent.
Adımın atıldığı yer belli (İlkadım İskelesi).
Yürünen yol belli (Kurtuluş Yolu).
Ulu Önderi nesillerce hatırlatacak uluslararası ve özellikli bir anıta sahip.
Her ne kadar Kurtuluş Savaşı ve kahramanları dejenerasyona uğratılmaya ve bu kahramanlıkların çarpıtılmaya çalışılmasına rağmen tarih…
Samsun’u yazıyor.
Dosta, düşmana…
Anlayana anlamayana...
Dik durana, karşı çıkana 19 Mayıs 10919 tarihini hatırlatıyor.
Cumhuriyet tarihinin önemli bir mihenk taşı Samsun.
Biz, bu kentte doğan ve yaşama şansını elde eden insanlar olarak kimliğimizle guru duyuyoruz.
Atatürk’ün şehrinde yaşıyor olmaktan dolayı onurluyuz.
Dolayısıyla tarih ve tarihsel başlangıçlar bizim için vazgeçilmez ve tartışılmazdır.
Tüm bu özellikleriyle Samsun’un bir tarihe önderlik etmesi bir şekilde onurlandırılmalıydı.
Onurdan da öte tarihe not düşülmeliydi.
O nedenle, İstiklal Madalyası ile Samsun’un hak ettiği onuru elde etmesi yadsınamaz bir haktır.
Konuyu TBMM’sine taşıyan ve süreci destekleyerek kentin madalyası ile buluşmasına önderlik eden Samsun CHP Milletvekili Dr. Murat Çam ve T.B.M.M Bütçe Plan Komisyonu Başkanı ve Samsun AK Parti Milletvekili Mehmet Muş’a teşekkürlerimi sunmak istiyorum kent adına…
Bir hayli bekledik belki ama;
Geç de olsa hak yerini buldu.
YANLIŞ HERKES İÇİN YANLIŞTIR
SİYASETİN mantalitesi biz sivil vatandaşlara pek uymuyor.
Kendimden yola çıkarak söylüyorum,
‘Doğru bir tanedir. Kişiye, duruma göre değişmez!’
Pazartesi gazeteyi ziyarete gelen CHP Milletvekili Murat Çam’a da aynı şeyleri söyledim.
Bu ülkenin, bu milletin başına gelen her türlü melaneti bizzat yaşayan ve şahit olan bir bireyim.
İhtilalleri de yaşadım.
Krizleri de.
Genel ve yerel siyasetin tüm figürlerini hatalarıyla, sevaplarıyla görme ve izleme fırsatım oldu.
Yakın geçmişe kadar kendilerini tasvip etmesek de, devlet kavramını asla terk etmeyen siyasetçilerle geldik bugünlere kadar.
Birbirlerini siyaseten hırpaladılar belki ama devlet kavramına ve o kavramın bütünlüğüne zarar gelmesine asla müsaade etmediler.
Devlet için yanlışın da, doğrunun da tek bir tanımını olduğunu o dönemde hepimiz gördük, öğrendik.
Yani, dünün yanlış bugünün doğrusu olamayacağını da!
Hele, hele menfaatsel bir birliktelik için yanlışı doğru kılmak hiçbir siyasetçiye yakışmazdı, yakışmadı da.
O halde lafı gevelemeden söyleyeyim;
Yanlışın sanası, banası sana göresi, bana göresi olmaz.
Yanlış varsa herkes için yanlıştır.
Dönemsel mutluluk için doğruya evirilmez!
Evirilse de tarihi geçmişimiz buna müsaade etmez.
Yorumlar
Kalan Karakter: