Merhum Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Mümtaz Soysal, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde hocamdı.
Derya deniz bir hocanın derslerine girmemeyi ayıp sayar, hiçbir dersini kaçırmazdım.
Değerli hocamın derslerinden hatırladığım en önemli konu ise anayasa değişikliklerine ilişkindi.
Onun "Eğer Türkiye Cumhuriyeti hukuk devletiyse ve yürürlükteki anayasaya göre yönetiliyorsak, anayasa değiştirmek de ancak o çerçevede olabilir" sözlerini hiç unutmam.
Sonra bu düşüncesini, Anayasa'nın ilk 3 maddesine bağlar, "Dolayısıyla, yürürlükteki anayasanın “değiştirilemez, değiştirilmesi önerilemez” dediği maddelere dokunmamak gerekir" diyerek noktayı koyardı.
Ona göre bu ilk üç madde anayasanın ruhunu, 4'üncü madde ise bu üç maddeyi korumayı amaçlıyordu. İşte bu nedenle 4'üncü maddenin değişmesi de ilk 3 maddenin değişimine yol açacağından değiştirilemez durumdaydı.
Değerli hocama göre, bu durumun tek bir istisnası vardı. O da “Biz baştan aşağı yepyeni bir anayasa yapıp, ülkeyi ona göre yönetmek istiyoruz” deniliyorsa…
Zaten bunun anlamı da açık ve belliydi: Anayasa değişikliği yapmak değil, “Devleti yıktık, yeni bir devlet kuracağız” demekti.
Büyük ihtilallerden, “devrim” adını kullanan 27 Mayıs hareketinden ya da 12 Eylül darbesinden sonra olduğu gibi.
O derslerden hatırladıklarım şunlardı:
-Anayasanın tamamının, ilk üç maddesinin ya da ilk üç maddenin değiştirilemeyeceğini, değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğini ifade eden dördüncü maddesinin değiştirilmesinin teklif edilmesi halinde dördüncü maddedeki açık hüküm gereği Anayasayı İhlal suçu işlenmiş olur.
-En önemli olan ise Anayasanın ilk üç maddesinin, dördüncü maddesinin ya da tamamının değiştirilmesi halinde ise, bu işlemin hukuki güçle etkisizleştirilememesi koşuluna bağlı olarak meşruiyetini kendinden alan yeni bir kurucu iktidar doğmuş, yani sivil darbe yapılmış olur.
***
Bugünlerde bu üç maddenin dışında gündemde anayasanın ilgili maddeleri üzerinde değişiklikler yapılarak olan belirli bir etnik kesime yönelik bazı ayrıcalıkların verilmesine ilişkin anayasada değişiklikler yapılması tartışmaları da var.
Anayasa derslerinde Mümtaz Soysal'ın üzerinde durduğu maddelerden 80,81,82 ve 83'üncü maddeleri hatırlıyorum. Bu maddeler Türkiye'de 'azınlık' yaratılmasının önlenmesine yönelik düzenlemelerdi.
İncelerseniz, bu maddeler çok nettir. Türkiye Cumhuriyeti'nin "ayrıcalıksız yurttaşlık" temeli üzerine kurulduğunu görürsünüz!
O yüzden son günlerdeki talepleri dinledikçe etnik ya da mezhebi kimlikler adına siyasal hak talep etmenin, bu eşit yurttaşlık ilkesine açık bir saldırı olduğunu görebiliyorsunuz.
Türkiye'nin bundan sonraki süreçte gündeminin en azından iktidarın ve yolu beraber yürüme kararı aldıkları MHP ve DEM'in gündeminin "demokratikleşme" adı altında yeni bir Anayasa hazırlamak olduğu anlaşılıyor.
Anayasa gündeminde böyle bir giriş yaptıktan sonra bir de ekleme yapayım unutmadan!
ABD Büyükelçisi ve Suriye temsilcisi Thomas J. Barrack’ın İzmir Kemaraltı çarşısında "şambali tatlısı" yerken “Osmanlı millet sistemi”ni övmesini de tüm bu gelişmeler yaşanırken, rastlantı olarak görmeyin derim!
Yorumlar
Kalan Karakter: