SAMSUN’un küçücük bir çanağa sığdırılmış halini yeni jenerasyonun hatırlaması mümkün değil.
Eski stadyum hala varken ve Samsunspor maçlarını orada oynuyorken Karasamsun sırtlarına çıkıp maç seyretmiş kaç kişi var?
Gençlerin birbirlerini görmek için Mecidiye Caddesi turlarına katılmış olanlar elini kaldırabilir mi?
Eski Çiftlik, bugünkü İstiklal Caddesi’nin kaldırımlarında yükselmiş ağaçlar…
Yolun iki kenarına tespih taneler, gibi dizilmiş tek katlı, iki katlı evleri hatırlayanlar?
Gazi Caddesi’nde bulunan Tekel Tütün Fabrikası’nın tel örgülü pencerelerinden sigaraların paketlenmesini seyredenler?
Samsun'un batı sınırlarının Lise Caddesi’nde kırsala dönüştüğü coğrafyayı bilenler?
Tekel, Azot ve Bakır fabrikalarından emekli olup ev, araba almayı hak edenler…
Emekli ikramiyesi ile çocuklarını evlendirenler…
Aldıkları maaşlarla, geleceği güvensiz kılmayanlar…
Onlar neredeler?
Onların devri bitti.
Ne devletimiz aynı devlet…
Ne emekli, aynı emekli…
Ne maaşlar, eskisi gibi…
Ne de paranın gücü, geçmişi hatırlatır gibi!
Çok şey değişti artık.
İnsanımız yeni şartlara uyum sağlamak zorunluluğunu hissediyor artık.
Hatta tartışmadan mecburiyetçi.
Bugün emeklinin, işçinin, memurun sesinin yüksek çıkması ve infiali bu nedenle…
Yurdumun 19. yüzyıl insanının refah seviyesi ve yaşam kalitesine ulaşmak artık çok zor.
Geriye ne kalıyor?
Herkesin kendi ekonomisinin hesabını yapmak.
Kim ne kadar denkleştirebilir bilemiyorum ama serbest piyasanın koşullarına esir düşmeden hayatı idame devam ettirmek bir gereklilik bugün için.
Kim, ne yapıyor?
Kim, nasıl geçiniyor diye hesap yapmanın anlamı yok.
Kendinize bakacaksınız.
Ne alıyorsunuz?
Ne harcıyorsunuz?
Hesap denkleşiyor mu?
Yok, açık varsa nasıl kapatacaksınız?
Eldeki etmiyorsa, yeni bir edinim lazım.
Bu, ikinci bir iş demek…
Ama piyasa kollarını açmış beklemiyor sizi…
Yani, manzara kötü ve;
Geçmişten, geleceğe bakınca işler yolunda gitmiyor!
Yorumlar
Kalan Karakter: