ÇÖZÜM derken bunu üretecek olan ben değilim elbette.
Yerel yönetimler kast ettiğim…
Halka yakın olması gereken kuruluşlar onlar.
Yönetim kadrolarını oluştururken liyakata uygun isimleri seçme zorunlulukları buradan geliyor.
Halkı biliyor, tanıyor olacaklar.
Bir şekilde herhangi bir katmana dahil olmuş olacaklar.
Yaşadıkları çevrenin ve insanların sorunlarını, o sorunların çözümünü biliyor olacaklar.
Görev süreleri boyunca bu sorun ve çözümler söz konusu olduğunda hazır olmuş olacaklar.
Hepsinin ötesinde kolay ulaşılır olacaklar.
Bu anlamda geçmiş yıllarda görev yapan bir belediye başkanı bana yönetme erkinde yalnız kaldığından şikayet ettiğinde;
'O çalışma arkadaşlarını yanlış seçtin. Onlar işin üretme ve çözüm tarafında değil koltuk sahibi olmak. Her pantolon giyeni adam zannettin' dediğimde;
'Doğru söylüyorsun ama geç uyandım' demişti.
O gün geçmişte kaldı.
Peki ya bugün, derseniz.
İnanın bana değişen bir şey yok.
Dünlerde sizi gördüklerinde önünü ilikleyenler.
Saygıda kusur etmeyip, yaşınıza hürmet edenler de bugün düne döndüler.
Artık yanınızda değiller desem az olur.
Sadece yalnız bırakmakla da kalmayıp artık telefonlarınız bile çıkmıyorlar.
Ben, sen, siz onlardan ne isteyeceğiz ki?
Borç para mı?
İş mi?
Olmazı, olmaz yapmak mı?
Hiçbiri elbette.
Belki sadece biraz öncelik bekleyebiliriz.
Ama o, kahrolası koltuk yok mu, koltuk!
İşte mabatları oraya değdi mi, her şey değişiyor!
Tavırları değişiyor…
Düşünceleri değişiyor…
Size bakışları, değerlendirmeleri değişiyor…
Makam onları büyütürken(!) siz küçülüyorsunuz onların uhdesinde…
Önemsizleşiyorsunuz!
Fikirleriniz itibarsızlaşıyor!
Her halk bireyi gibi;
SİZE YAKINLAŞMAYI ÖĞRENMEDEN hatta unutarak UZAKLAŞIYORLAR!
Yorumlar
Kalan Karakter: