DÜNYAYI doğuştan itibaren paylaştığımız insanlar var.
Çocukluk arkadaşlarımız…
Öğrencilik yıllarımız…
Vatani görevimizde tanıdıklarımız…
İş hayatı ve oradaki dostlarımız…
Sosyal hizmetlerde aynı kaderi paylaştıklarımız…
Büyüğü var.
Küçüğü var.
İyisi var.
Kötüsü var.
Vefalısı var.
Vefasızı var.
Ama hepsi bir şekilde hayatımızdalar.
Saydığım nitelemeler bizim için de geçerli.
Hayatımıza giren insanlarda bizi, o hayatta bir yerler koyup öyle bakıp izliyorlar.
Bu kadar çok nitelik ve yaşanan nicelik arasında bizi bu insanlarla bir arada tutan nedir?
Sevgi…
Bağlılık…
Dürüstlük ve vefa.
Kendinizi bu duygulara bağımlı hissedip hayatın içinde bu duyguların gereğini yaparak yaşama isteğiniz doğal olarak hayatı paylaştığınız insanlardan da aynı paylaşımları beklemenize neden oluyor.
Bu demek değildir ki paydaş olan insanların her isteğine evet diyeceksiniz.
Bu demek değildir ki onların her tespitini doğru ve yerinde bulacak.
Sizin aynı hasletler karşısındaki tespitlerinize onlarında aynı tepkilerle karşılık vereceklerini bileceksiniz.
Yapmanız gereken bir başka şey; açık ve net olacaksınız.
Yapabilecekleriniz, katabileceklerinizi için; ‘Evet’
Yapamayacaklarınız için ‘Hayır’ demeyi tercih edeceksiniz.
Yoksa;
Arkanızı dönmek…
Hiç görünmemek...
Görmezden, duymazdan gelmek…
Ancak hayattan ve insanlardan ‘kaçış yolunun’ asli tanımından başka bir şey olmayacaktır.
Bu da sizi doğal olarak saygın, aranılan ve sayılan insanlar sınıfından soyutlayacaktır.
Yorumlar
Kalan Karakter: