FUTBOL bir oyundur.
Hem de güzel bir oyun.
Hayat içinde gününden, geleceğinden mutlu olmayan ve kendine bir yaşam keyfi bulmaya çalışan Türk halkının fanatizm ölçeğinde yaşamaya çalıştığı bir oyun.
Kavgalar bu nedenledir.
Ayrı düşmeler de sevinç de üzüntü de desteklemek de çok abartılır bu memlekette…
Maçın öncesinde Trabzon kafilesine reva görülen davranış biçimi, bu fanatizmin eseridir.
Hiçbir takım için öngörülecek ve desteklenecek bir biçim de değildir.
Maçlar sahada oynanır, kazanılır veya kaybedilir.
Dolayısıyla cumartesi oynan maç, ne son kaybedilen bir maçtır…
Ne de son kazanılan…
Bu iki takımda daha çok karşı karşıya gelecek, yine bir kazananı ve kaybedeni olacaktır.
İlk on beş dakikasında ev sahibi olmanın verdiği hazla oyuna hakim olmaya çalışan bir Samsunspor vardı.
Ama o dakikadan sona Trabzonspor baktı ki Samsunspor atakları netice verecek gibi değil oyunun seyrini ele aldı.
İlk yarıda kaleyi bulan tek şutu yok kırmızı beyazlıların…
Ama rakipte Onuachu gibi zaptedilemez ve her an kontrol edilmesi gereken bir golcü var.
Trabzonspor da bu oyuncusuyla iki gol buldu.
Satka’nın hep yaptığı gibi ilk golde de Onuachu’yu demarke vaziyette bırakması bir ilk değil.
Sanırım artık o mevkiye bir başkasını düşünmek zamanı geldi.
Aynı şekilde Zeki Yavru’nun ikinci golde yaptığı gibi rakip santraforu yanında çok kısa ve geride kalması gibi…
İkinci yarıda biraz canlanır gibi oldu Samsunspor ama neticeyi değiştirecek bir etkisi olamadı.
Kadro ve oyun anlayışı itibariyle Trabzon takımı maçı daha çok isteyen taraftı, istediğini de aldı.
Haftalardır kendi gibi oynayamayan Samsunspor’un galibiyet adına yapması gerekenleri artık hatırlaması gerek de bunu başarabilecek mi çok emin değilim.
Maçtan sonra, ‘Artık doyuma ulaşmış futbolcular var bu takımda. Sezon sonu hepsini göndereceğim’ diyen Başkan Yüksel Yıldırım’a da bir, iki sözüm var.
Bu takım kaç maçtır beklendiği gibi oynamıyor başkan, farkında mısın?
Özellikle geçen sezon sahanın her yerinde doksan dakika boyunca rakibi presle boğan ve geçiş oyunlarıyla rakibini geride olsa bile ikinci yarılarda boğan Samsunspor’dan eser var mı?
Bu zafiyet sadece futbolculara mı ait sizce?
Bu oyuna, takımını bir türlü döndüremeyen Thomas Reis de doymuş ve isteksiz görünenler arasında değil mi?
Onun için sezon sonu bir tasarrufunuz da olacaksa, kötüye gidişte katkısı olan herkesi bunun içine dahil edin derim.
Bir sözüm de her şeyini bu kentte kazanmış, neslini bu kentte kazanmış yetişkin ve erdemli olması gereken ve maçtan sonra bir sosyal medya hesabının altına coşkusunu yazan basın duayenine olsun.
Elbette doğduğunuz yerden, tutuğunuz takımdan vazgeçmeyin.
Ama unutmayın;
Bir sivilin coşkusunu ve tutkusunu açıkça paylaşması normal addedilir de…
Bir basın duayeni olarak kabul gören birinin coşkusunu, ‘Sonuna kadar Trabzonspor’ ifadesiyle yazıya dökerse,
Kabul görmez ve yakıştırılmaz!
Bir küçük ikaz, kırmızı-beyazlı futbolculara;
Ruhunuza yeniden arayın ve bulun.
Başarılarınızın hangi futbol mantalitesi ve mücadele anlayışı ile geldiğini biraz da Drongelen ve Holse’yi takip ederek hatırlayın.
Son sözüm de taraftardan özür dileyenlere gelsin.
Bu maçtan sonra aradığınız coşkuyu ve tribün kalabalığını ancak hayallerinizde görürsünüz.
Tabii ömrünü bu renklere adayanlar hariç…
Yorumlar
Kalan Karakter: