DÜN bir sohbet sırasında bir kardeşim sordu;
'Abi siz emekli olurken yaş engeli var mıydı?' diye…
'Yoktu' dedim.
'Günümüzü tamamladık ve emekli olduk' diye ilave ettim.
Ne şanslı insanlarsınız diyerek bizim nesil adına mutluluğunu gösterdi.
Doğru belki de son şanslı nesil olduk bu konuda.
Ama bizden öncekiler, rahmetli babam ve amcam emsaller, sanırım daha da şanslılardı.
Hatta bir realiteydi.
Düşünsenize Samsun geçmişinde Tekel Sigara Fabrikası, Azot-Bakır Fabrikaları'ndan emekli olanları…
İmrenilecek bir hayat yaşadılar.
Tatminkar imkanlarla emekli oldular.
O nesil emekliler, aldıkları ikramiye paralarıyla ev, araba alırken zorlanmadılar.
Hatta çocuklarının tahsil hayatlarındaki masrafları karşılayıp karşılayamama gibi bir endişeleri de yoktu.
Çocuklarının düğünlerini yaparken zorlanmadıkları gibi onlara ev açarken de böylesi bir zorluk yaşamadılar.
Ama o nesil bitti artık.
Daha doğrusu o nesile bu imkanları sağlayan devlet bitti.
Bakar mısınız, bugün 1+1 daire fiyatları 5-6 milyon lira arasında değişiyor.
Bir işçi, bir memur, bir asker emeklisinin alacağı emekli ikramiyesi ne olur?
Hadi olsun, olsun da 200-300 bin lira olsun.
En küçük daireyi satın almak istediklerinde emekli ikramiyelerinin 20-25 katını ödemek, denkleştirmek mecburiyetindeler.
Mümkün mü?
Mümkün demek mümkün mü?
Vay geldi şu an yetişmekte olan ve gelecek bir sonraki nesli başına…
Bu çocuklar nasıl okuyacak?
Nasıl iş bulacak?
Nasıl ev alıp, bir aile kuracaklar?
Kuramayacaklar bu kesin…
Çünkü onlara rezil bir gelecek hazırladık.
Hepimiz sorumluyuz.
İleriye bu gerçekler ışığında baktığımda;
Asla ev sahibi olamayacak ‘kiracı bir nesil' yetiştirdiğimizin farkında mıyız acaba?
Yorumlar
Kalan Karakter: