SON günlerde kontrolsüz hissediyorum kendimi…
Sanki sabrımı,
Sanki itidalimi,
Sanki sakinliğimi kaybetmiş gibiyim.
Yürürken,
Araç kullanırken,
Bir film veya birilerini izlerken,
Çabuk öfkeleniyorum.
Yakışmıyor da elbette…
Örnek olmalı.
Anlayışlı tavrımı korumalıyım.
Niye böyle oldum diye sormuyor değilim kendime…
Yaş aldıkça insanlar sabrını yitiriyor deyip avutuyorum kendimi...
Aslı öyle değil tabii…
Hayat yormuş olabilir, tamam!
İnsanlar anlayıştan, izandan uzak kalmış da olabilirler.
Yaşanmış yıllar bugünden daha da huzurlu olabilir.
Ama bugüne nefreti hiçbiri ifade etmez.
Her geçen gün yaşam şartları ağırlaşan bir ülkede yaşamaya mahkûmuz.
Kimileri gibi ne gidecek bir yerimiz…
Ne de gidecek başka bir memleketimiz var.
Kaderimiz belli;
Burada doğduk,
Burada öleceğiz.
Ama artık ölüme bu kadar yaklaşmışken, bu kadar huzursuzluk niye?
Dostlarla, arkadaşlarla, yakılarımız ve sevdiklerimizle huzurlu yaşamalıyız oysa…
Ama bir şeyler değişiyor.
Hem de hızla değişiyor.
Her geçen gün hayatın yükü daha da ağırlaşıyor.
Ve biz;
Dünün imkanlarıyla bugünü yaşamaya çalışıyoruz.
İşin çıkamıyoruz elbette…
Çözümsüzlük, çaresizlik bir kemer gibi sıkıyor boğazımızı…
Nefessiz kalıyoruz.
Hadi yarın,
Hadi yarından sonra bir şeyle düzelir umutları taşımaya baktığımızda;
Hiçbir şey eskisi gibi oluyor.
Vazgeçtik konforlu yaşamdan…
İnsanca yaşam koşullarını dahi muhafaza edemiyoruz.
Doğal gaza zam.
Elektriğe yüzde 25 zam.
Vallaha sizi bilmem.
Ben bunalıyorum.
Bunalınca huysuzlaşıyor, huzursuzlaşıyorum.
İşte o zaman, tahammülüm azalıyor.
Hoşgörüm kayboluyor.
Ben bu haldeysem, gariban milletim ne yapıyor?
Galiba boğazımız düğümleniyor.
Nefesimiz azalıyor!
Yorumlar
Kalan Karakter: