SAHAYA bir oyuncu topluluğu süren her takımın iyi veya kötü bir oyun planı vardır.
Yok demek, takımı yöneten hocasını ve ter akıtan futbolcuların emeğini yok saymak anlamına gelir.
Rakibi durdurmak için de oynasanız…
Kendi oyununuzu rakibe kabul ettirmek için de sahada olsanız bunu mutlaka bir oyun planına dayanmanız gerekiyor.
Dün seyrettiğimiz Samsunspor ve Bandırmaspor takımlarının oyun kurgusu ilk planda gol yememek üzerineydi herhalde.
Böyle olunca defans güvenliği düşüncesi ön plana çıktı.
Tabii ki bunun neticesi olarak göze hoş gelen bir futbolda seyredilemedi.
Maç boyunca topa daha çok sahip olan ev sahibi Bandırma…
Etkili gol pozisyonları yaratan ise Samsunspor oldu.
Başta da dediğim gibi önce gol yemek üzerine kurgulanan oyun anlayışında, ilkyarıda defansının yarısını Yusuf ve Mücahit’i sakatlıkları nedeniyle kaybeden Samsunspor’un bu oyun anlayışında geride kalacağı düşünüldü belki ama Bandırma bu zafiyeti değerlendirebilecek ayaklara sahip değildi.
Hüseyin Eroğlu hocaya daha ilk maçta haksızlık yapmak istemiyorum.
Daha bir hafta önce geldiği takımda kendi oyun anlayışına uygun bir futbolcu topluluğu bulamamış olabilir.
Bu da kendi oyun kurgusunu takımına yansıtmakta doğal olarak bir handikap yaratır.
Böyle de olsa, hedefi bir üst lige çıkmak olan Samsunspor’un sahaya sürdüğü futbolcuların en azından bir oyun karakterini ortaya koymalarını beklemek herkesin en büyük hakkı.
Ama ya yetersizliklerinden ya da kurgulanan oyuna katkı veremeyecek düzeyde olmalarından dolayı iş dönüyor, dolaşıyor bireysel futbola yaslanıyor.
Fofona olmayınca bu bireyselliğe dün Harris ve Tanqeu soyunmuştu.
Tabii bu bireysel oyun anlayışı çoğu zaman olduğu gibi maçı kotarmaya yetmedi.
Takım oyunu için bir oyun planı.
Şayet varsa bunu saha içinde yönetecek bir oyun aklı gerekiyor.
Geçen sene bu işi Saviceviç yapıyordu.
Bu sene o göreve Celil Yüksel soyunmuştu.
Ama o da sakat olunca…
Bireysel futbolun Samsunspor’daki yıldızı Fofana da sakatlar kervanına eklenince..
Dünkü maçta bu rolü üstlenen Harris ve Tanqeu’nun çabası yetmeyip, üstelik penaltıda kaçınca, bir kaza gole yemeden bir puanla deplasmandan çıkmaya günü karı olarak bakmalı.
Küçük bir parantezde golcü Ahmet Sagat’a açmak istiyorum.
Belki arzuladığı yeterli süreyi alamadı ama 3 gol pozisyonunun içerisinde gördük onu.
Gol kralı olurken, o golleri nasıl attığını bilemem ama ağır görüntüsüne rağmen golü koklayan bir adam olduğuna göre, Hüseyin hocanın ondan gelecek haftalarda gol adına daha çok istifade etmenin yollarını ve bir oyun aklı bulmasını beklemek, haksızlık olmasa gerek!
Yorumlar
Kalan Karakter: