YAĞMURLARDAN çektiğini hiçbir şeyden çekmedi bu şehir.
Düşünülmediği kadar büyüdü çünkü…
Ama ağırlık hep doğu-batı aksında oldu. İşler biraz sarpa sarmaya başladı.
Güneye doğru da bir hareket var ama herkes konut rantının daha çok olduğu bölgeye yönelince işler biraz sarpa sardı.
Bir kent fiziki büyürken onunla beraber büyümesi, gelişmesi gereken şeyler var.
Bunlardan en önemlisi, altyapı.
Gelişen, büyüyen hadi doğru tanımlamayla söyleyelim;
Betonlaşan bir kentte, o nüfus artışına oranla alt yapıyı geliştiremiyorsanız, sorunlarla karşılaşmak sürpriz olmuyor.
Bu konut alanında da böyle…
Ticari alanlarda da…
İlki, konut tercihlerinin çoğaldığı Atakum için.
1970’li yıllarda inşa edilen Samsun Kanalizasyon İsale Hattı artık bugünlere hitap edemiyor.
Ki bu hat daha öncede söyledim;
Tüm kenti deniz kenarından geçerek Tekkeköy’e kadar uzanıyor.
Yani siz batıda, doğuda, güneyde her nerede olursa olsun ağır yapılaşmanın önünü açtığınızda bu yerleşim bölgelerinin atık sularının toplanacağı tek hat burası.
Üstelik çoğu bölgelerimizde yağmur suları da kanalizasyon hattına dahil oluyor.
Böyle olunca da beklentinin üzerinde gelen yağmurlar kente çile olarak, felaket olarak, zarar olarak geri dönüyor.
Gül-San Sanayi Sitesi’nde yaşananlar da bu sebebin yarattığı sonuç.
Orada da yağmur suyu için ayrı bir hat yok.
Mevcut gider kanallarının birçoğu da deniz suyu kotuyla aynı.
Hal böyle olunca esnafın yağmur çilesi tekrarlanıp, duruyor.
Büyükşehir Meclisi’nde konu edilen durumun kurtuluşu olarak sanayinin Toybelen’deki yerine taşınması söz konusu edilmiş.
Ki bilinmeyen bir konu değil.
Hadi sanayiyi yeni yerine taşıyarak kurtardık.
Peki ya, taşıyamadıklarımız?
Yorumlar
Kalan Karakter: