GÜNLERE sari sürekli artan hayat pahalılığının etkilemediği kişi sayısı sanırım çok az.
Hani ülkenin kaymağını yediğini söyledikleri o, yüzde 5’lik ayrıcalıklı kesim var ya;
Hah, işte onların tuzu kuru.
Et 300 lira olmuş.
Peynir 200 liraymış.
Ekmek 10, balık 250 liraymış.
Akşam gidilen bir yemekte adam başı 1000-1500 lira hesap geliyormuş.
10 günlük bir tatil kişi başı 15-20 bin liraya patlıyormuş.
Benzinin litresi 25 lira olmuş, falan.
İşte bu falanların hiçbiri bu yüzde 5’lik kesimi hiç ilgilendiriyor.
Peki, kimi ilgilendiriyor?
Emekliyi…
İşçiyi…
Memuru…
Esnafı…
Onlar zaten yukarıda saydığım çok şeye ya vitrinde bakıyor...
Ya da baktığına yutkunarak yoluna devam ediyor.
Yutkunan gruptan biri olan emekliler için o nedenle;
‘Ölsünler mi?’ diye soruluyor.
Yok ölmezler.
Ölseler de yalnız ölmezler de niye ölsünler!
Yıllarca sofrasından her gün bir besinin eksilmesine alışmış emekli…
Plan yapmamaya…
Para biriktirmemeye…
Tatili düşünmemeye…
Akşam dışarıda yemek yememeye…
Çoktan alışmış emekli.
Aslında o ölmek istemese de her gün hayatından çalınanlarla ölüme yaklaştırılmış, yalnızlaştırılmış çok şeyde.
Ama hayatından ve sofrasından çalınanlara yeniden sahip olamayacağı için;
‘Ölsünler mi?’ denilen emekli işte tam da burada yalnız değil.
İşçisi, memuru, esnafı yol arkadaşı…
Yalnız değil yani!
Yorumlar
Kalan Karakter: