BU kent çok şeyi başaramamıştır diyene itiraz etmem.
Sahiplenilmeyi başaramamıştır mesela.
Dertlerini anlatmayı başaramamıştır.
Elindekilere sahip çıkmayı başaramamıştır.
İhtiyacı olanı getirmeyi başaramamıştır.
Bendendir diyebileceği siyasileri tayin etmeyi başaramamıştır.
Bu kentin evlatlarının bürokraside yer almasını başaramamıştır.
Yerel yönetimlerde kendi evlatlarının makam sahibi olmasını başaramamıştır.
Bu kentin dertlerine sahip çıkacak kimlikleri seçmeyi, başaramamıştır.
Daha çok da başarmaktan çıkıp, fuzuli yer işgalini başarmanın söylemcisi olmayı istemiyorum.
Ama bu kent üzerinden çok şeyler başaranlar var.
Siyasi ideallerini başaranlar.
Bu kentten zengin olmayı başaranlar.
İktidarlara yakın durup, gemisini yüzdürmeyi başaranlar.
Ayıpları, güçleriyle örtmeyi başaranlar.
Hak etmedikleri mevkileri elde etmeyi başaranlar.
Dürüst görünüp, her türlü dümeni çevirmeyi başaranlar.
Gelene kadar her türlü sözü verip, utanmadan unutmayı başaranlar.
Bunun da ötesi var da amaç onları sıralamak değil.
Birde hiçbir halt etmeden.
Bu kente zırnık fayda vermeden.
Biraz amiyane bir tabir olacak amma;
Yaralı parmağa işemeden bu kentli görünmeyi,
Yaptıkları her eylemin bu kenti temsil ettiğini,
Bu eylemlerle kentte hizmet ettikleri görüntüsü vermeyi başaranlar var.
Ama bir şey söyleyeyim mi?
Yemezler!
Bu kentin nabzı atsa atsa burada atar.
Kalbi sökülüp götürülen insan yaşar mı?
Onun için Samsun’un kalbi atsa atsa Samsun’da atar.
Zira bu kentin “Kalbi”de, “Her şeyi” de Samsun’dadır.
O kalbe gelen kanın nereden geldiğini, nerelere gidebileceğini ancak burada yaşayan bizler bilir ve tayin ederiz.
Kanımızı pazarlamaya çalışanlar değil!
Yorumlar
Kalan Karakter: