SAKIN kafatası avcılığı, milliyetçilik yaptığımı falan zannetmeyin.
Kişi olarak, milliyetçi duygularımla ülkemize ithal edilen özellikle Arap kökenli insanların yerleşik olarak ülkemizde bulunmalarına karşıyım.
Koşulsuz gönderilmelerini de destekliyorum.
Biz bize yetemezken;
Memleketlerinden kaçıp gelen,
Aşımıza,
Sağlığımıza,
İşimize ortak olan bu insanların bir an önce sırtımıza kambur olmalarından kurtulmamız gerekiyor.
Ama öylesine denetimsiz…
Öylesine sağlık verileri bozuk olarak geliyorlar ki yeni yetişen neslimize büyük zarar veriyorlar.
Aşıları falan yok.
Olmaya niyetleri de…
Dolayısıyla memleketlerindeki hastalıklarla kol geziyorlar sokaklarımızda.
10 gün önce oğlum ve ailesi yıllık izinlerini geçirmek için güneye gittiler.
Oradaki sıcağın çaresi havuz.
Ama havuzun herkese açık olmasının getirdiği melanetler var.
Bu melanetlerden birisi bizim dört numaraya bulaşmış.
Bildiğimiz son derece bulaşıcı bir hastalık.
Çocuğun vücudunda kızamık gibi döküntüler kaplamış.
Hatta dönüşte havalimanındaki doktordan rapor almadan uçağa bile almamışlar.
Buraya geldiklerinde bir özel hastanemizde, doğumundan beri kendisini takip eden doktoruna götürdük.
Kelimenin tam anlamıyla hayret etti.
Allah’tan küçüğe bu şekilde etki etmemiş ama ablasına ve beraber bulunduğu diğer çocuklara bulaşmamış olması büyük şans!
‘Bu son derece bulaşıcı bir hastalık ve bu hastalığı ülkemize Suriyeliler getiriyor.
40-41’lere varan ateş yapar.
Çocuğun ağzı, burnu akar...’
Şansı görüyor musunuz?
Bulaşan mikrobik hastalık ateş yapmadığı ve diğer çocukların büyük bir ihtimalle bu virüsü daha önce alıp, hastalanmadıkları için şanslıymışız.
Bu mikroplu hastalığın müsebbipleri, sınırlarımızdan koşarak geçenler.
Sadece kendilerini ithal etmekle kalmamışız,
Hastalıklarını da ithal etmişiz.
Bu insanlar ülkenin her yerinde.
Çarşıda…
Pazarda…
Tatil köylerinde.
Her yerde çoluk çocuk hepimize hastalık, mikrop bulaştırmakla meşguller.
Biz de kucak açmış onları mikroplarını kucaklıyoruz.
Yorumlar
Kalan Karakter: