KİM ne derse desin, ülke seçim sürecine girdi.
Ama erken…
Ama geç…
Ama vaktinde…
Ama biraz erken…
Konuşulan, yazılan, söylenen, icra edilen her şey artık seçim için…
Dikkat edin çok şey yılbaşı veya ertesine bırakılıyor.
Neden dersiniz?
Çünkü yılbaşından sonra seçime daha çok yaklaşılmış olacak ve zihinlerde daha çok iz bırakacak.
Bugün memura, işçiye, emekliye, asgari ücretliye biraz daha para verseniz…
Yılbaşına gelene kadar zaten erimiş ve unutulmuş olacak.
O zaman yeni talepler gündeme gelecek.
Bakın koskoca Amerika reel faizini arttırdı.
Parası dolar dünyanın her yerinde kıymetlendi.
Sadece nerede stabil dersiniz?
Bizim ülkemizde.
Biz ekonomisi düzgün ve işler halde olan ülkelerden daha mı güçlüyüz?
Olmak isteriz elbette ama değil!
O halde dolar niye yerinde sayıyor.
Çünkü seçime endeksli bir ekonomi siyaseti uygulanıyor.
Kimse üretimi kısıtlı bir ülkede dövizin nasıl bir yöntemle baskılanabildiğine akıl, sır erdiremiyor.
Her yer, her şey vaatlerle dolu bugünlerde…
Ama çoğu takvim olarak seçim sonrasına erteleniyor.
Oy tellallığı yapmak benim işim değil.
Seçime girecek olanlar yapsın o hesabı...
Yine de bakın bugünden kararsız oylar bile bölüştürülmüş, yerini bulmuş vaziyette.
Yabancı yatırımcının büyüyen ekonomimizden etkilenmeyip, yeni yatırımlara girmemesi düşündürücü elbette.
Ama seçmen profilinin nasıl oluştuğunu bildiğimiz bu ülkede neleri, nasıl değiştirebileceğimize çizdiğimiz bir yol var mı?
Hala takım tutar gibi parti tutan…
Bugünü, yarını irdelemeden…
Ekonomi treninin nasıl ve nereye yürüdüğünü düşünmeden, profillere aşık seçmen kitlesiyle arzulanan bir seçim süreci yaşayabilecek miyiz?
Eğitimsiz bir toplum bireylerinin seçim kriterlerine çok kafa yoracağına inanıyor musunuz?
Dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri olan Japonya’da lise tahsili olmayana oy kullandırılmazken biz…
Ehil görünen şahsi menfaat düşkünlerine bile anlatamıyoruz memleketin halini…
Dedim ya…
Her şey seçime,
Bugünümüz, yarınımız, geleceğimiz bile,
Yalana endeksli...
Yorumlar
Kalan Karakter: