BALIK sezonu başladı, dertler de başladı…
Aylarca ağlarını doldurmak için ‘Vira Bismillah’ demeyi beklediler.
Karadenizliler deniz balığına düşkündür.
Kültür balıkçılığı elbette yapılıyor ama deniz balığının tadını bilenler kültür ürünlerine pek yüz vermiyor.
O nedenle balık sezonu önemlidir.
Tekne sahibi bekler…
Balıkçılar bekler…
Emekçiler bekler…
Balıkhanedeki komisyoncular bekler…
Tezgahlarını şenlendirmek isteyenler bekler...
Lokantalar, seyyarlar bekler...
Deniz balığının yolunu gözleye vatandaş bekler.
Balık tezgahlarında mevsim balığını görenlerin gözünde farklı bir parıltı olur.
Hamsisi, mezgidi, palamudu, lüferi vs…
Balıkseverlerin yolunu gözledikleri artık tezgahtadır.
Denizden balıkhaneye...
Balıkhaneden tezgahlara…
Tezgahlardan sofralara ulaşan yolculuk nihayet sona ermiştir.
Sona ermiştir ama çelişkiler ve yılların yanlışları yeniden başlamıştır.
Çünkü denizde tutulan balıklar için hem bir kota, hem de boy uygulaması yapılmaktadır.
Belli boyda olmayan balıkların tutulması da satılması da yasaktır.
Cezai müeyyideleri vardır.
Peki, bu ceza ne zaman uygulamaya girer?
Balıklar tüketilmek üzere tezgahlardaki yerini almaya başladığı zaman.
Tarım ve Orman İl Müdürlüğü elemanları zaman zaman bu tezgahları hem sıhhi koşullar açısından, hem de balıkların boylarının tespiti açısından denetlerler.
Gerekli şartların sağlanmadığı anda cezalar başlar.
Başlar da ben hep, ‘Neden tezgahlardaki balıkların denetlenerek satana ceza uygulandığına pek akıl erdiremem.’
Öyle ya!
O balıkları tutulduğu yerde bellidir.
Toptancı Balık Hali’nde satıldığı yerlerde…
Tutulması ve satılması engellense, tezgahlara kadar gelemeyecek olan şartlara uygun olmayan balıklar için sokaktaki balıkçıya uygulanan bu ceza niyedir?
Ne yazık ki;
Yıllardır süren bir teranedir!
Yorumlar
Kalan Karakter: