Çok çok uzun yıllar sonra SAMSUNSPOR adını Avrupa sahnesine çıkarak altın harflerle yazdırdık.
Yeni nesil, 7’den 70’e herkes buna şahit oldu.
Belki bir Şampiyonlar Ligi’ne katılım sağlayamadık ama UEFA’nın ikinci ve üçüncü kupasında yer aldık.
Avrupa Ligi gruplarına kalınsa idi havamız bir başka olacaktı.
Panatinaikos’u geçemedik.
Sağlık olsun.
Avrupa yolculuğumuz Konfederasyon Kupası otobanında devam edecek.
Umarım dişimize göre rakiplerle eşleşir, yolculuğumuzu uzun uzun devam ettiririz.
Aslında biraz gerçekçi olursak, rakibe karşı iki maçta da eziklik içerisinde olmadık.
Cesur, atak, azimli, ateşli idik. 25 bini aşkın coşkulu seyirci ile Yunan ekibini özellikle ilk yarıda ki oyun ile teslim aldık.
Ama topu kale içine iteleyemedik!
Zira bunu becerecek ayaklar tutukluk yaptı.
Ev yapması toplu tabanca gibiydiler.
Bulunacak bir gol, maçın rengini değiştirirdi.
Maçın golsüz tamamlanması şaşırtıcı bir durumdu.
İlk yarıdaki oyunu ikinci yarıda da gösteremeyince sonuç kaçınılmaz oldu.
Panatinaikos maçları açık seçik bir gerçeği ortaya koydu.
Bu takımın tüm bölgelerinde eksiklikler var.
Bir keresinde yedekte iyi bir kalecin yok!
Doksan dakikayı çıkaramayan ama saha da kaldığı süre içerisinde ölümüne oynayan Zeki’nin yerine en az onun kadar oynayacak biri yok!
Açıkça görünüyor ki Mendes, Zeki’nin yedeği olamaz.
O halde niye, nasıl alındı?
Yenilerden Tomasson on numara beş yıldız bir oyuncu. Takıma cuk oturdu.
Musaba sakatlıktan döndü ve takıma katıldı. Kumaşı iyi, iyi işler yapacak gibi görünüyor. Ama şu an verimsiz.
Ama aynı şeyi Makoumbou için şimdilik kaydıyla söylemek mümkün değil. Takıma uyum sağlarsa katkısı olacaktır.
Bu takıma ne edip, yapıp iyi bir santrafor alınmalı. Bu geçen sezondan beri dile getiriliyordu.
Kulak arkası edildi.
Kadro mühendisliği bir yetenek, çok ayrı bir beceri isteyen bir meslektir. Samsunspor’un kadrosunu inşa etmekte yetkili olanların karnesinde kırık notlar var.
Bu kadro Avrupa’da ve ligde ancak bu kadar oynar.
Ntcham ile Marius ile hele hele Dimata ile bu kervan zor ilerler.
Kim talipliyse verin gitsin derim.
Hocanın da bu durumdan ciddi anlamda rahatsızlık duyduğu belli oluyor. Kibarlığından olsa gerek dile getirip söylemiyor ama icraatı bunu açıkça ortaya koyuyor.
Lig tecrübesi bile olmayan Polat Yaldır’ı böylesine önemli bir maçta sahaya sürdü.
Daha nasıl ifade etsin ki?
Beşiktaş ve Başakşehir’in Avrupa’da adı duyulmamış takımlara yenilip elenmeleri ülke futbolunun geldiği rezil durumu ortaya koymaya yetti de arttı bile.
Bu yüzden Samsunspor’un Avrupa Ligi’ne veda etmesi o kadar da dert edinecek bir şey değil.
Netice de Konfederasyon Kupası’nda ülkenin tek temsilcisiyiz.
Statta dikkatimi çeken bir şey oldu.
Kale arkasına açılan dev pankartta, “We have nothing to lose. So fear un” yazıyordu.
Yani Türkçesi bizim kaybedecek hiç bir şeyimiz yok. Bu yüzden korkun bizden.
Çok anlamlıydı.
Düşünüp, hayata geçirene helal olsun.
Stadı dolduran binlerce Samsunsporluya da helal olsun.
İyi ki varlar.
Yorumlar
Kalan Karakter: