Türk futbolunda yıllardır süregelen sorunların başında boş tribünler yer alıyor.
Kulüpler zaman zaman ucuz kombine, indirimli veya ücretsiz bilet gibi kampanyalarla stadyumlardaki doluluk oranını artırmaya çalışsa da
İstisnalar hariç genel olarak sonuç hep başarısız olur...
Renklere takılmadan taraftarın maçlara gitmeme nedenleri genel hatlarıyla güncel ekonomik koşullar, bilet pahalılığı, stadyumun uzak mesafede olması, başarısız sonuçlar, oynanan oyunun kötü olması ve yönetimin yaptıklarını beğenmeyip protesto şeklinde özetlenebilir.
Yeni futbol düzeninde müşteri görülen taraftarın aldığı hizmet, yani iyi futbolcu transferi yapılmaması, oturulan koltuğun temizliği, tuvaletlerin durumu ve stadın kötü hava şartlarındaki eksikleri gibi durumları da maça gitmeme tercihine ekleyebiliriz.
Peki Türk futbolunun kanayan yarası olan boş tribünlerin çözümü nedir?
İşte bu soruya benim bir cevabım var ama…
Samsunspor maçından sonra "Türk futbolunda tribünler neden boş?" sorusunu Gaziantep FK Teknik Direktörü Burak Yılmaz'a yönelttim.
Türkiye'de Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor'da oynamış Burak Yılmaz, şampiyonluklar ve gol krallığı yaşamış daha sonra Çin ve Fransa'da kariyerini sürdürmüştü. Lille takımını Fransa'da şampiyon yapan isimlerin başında gelen Burak Yılmaz'ın teknik adam olarak soruma verdiği cevabın örtüşmesi bana bu köşe yazısını yazdırdı.
Kısaca özetlemek gerekirse Burak Yılmaz, Samsun ve Trabzon gibi futbol şehirlerinde taraftar maça gelmiyorsa büyük bir problem olduğuna dikkat çekerek, “Bu işler bizi aşan bir iş. Karar vericilerin problemi. Şampiyon olup olmamayı kümede kalıp kalmamayı bir hayatın kendisi görürsek her zaman mutsuz olacağımızı düşünüyorum. Futbolu bir kültür haline getirmeliyiz. Avrupa'da oynadım. Saat 14.00'teki maça ailecek 12.00'de gelip, 18.00'e kadar stadyumda kalıp şenlik havasında vakit geçiyorlardı. Takımlarının galibiyeti veya mağlubiyetinin önemi yoktu. Tamamen desteklemek ve ailecek etkinlik haline gelmişti. Biz bunu yakalayabilir miyiz? İmkanı yok. Futbol ülkesi olarak görünüyoruz ama birçok şeyi değiştirmemiz lazım." ifadelerini kullandı.
Burak Yılmaz ile bu konuda hemfikirim.
Türkiye’deki stadyumlar, 7 gün kullanılan bir alan hale döndürülmeyip üstüne şehirlerin dışına taşınmasıyla ne yazık ki atıl duruma geldi.
Geçmişte insanlar şehir merkezine yürüyüş mesafesinde stadyumlara daha çok rağbet gösteriyorlardı. Sebebi sadece ulaşım değil. Maçı beklerken yemeğinden tutun da aile veya arkadaşlarıyla vakit geçirmek gibi konularda daha fazla seçeneği vardı.
Şimdi ‘Taraftar bahanelerin arkasına sığınmaz yağmur, çamur, iyi veya kötü günde maça gelir’ diyenler vardır. Elbette taraftar gelir. Ancak kemik kitleler her zaman stadda azınlıktır. Çoğunluk ise seyirci veya münferit taraftar denilen kesimdir.
Bugün insanlar evinde içeceği çayı veya kahveyi, kafede 10 katı fiyatla içiyorsa
Futbol seyircisi de 10 kat artan bilet fiyatları karşılığında artık değerli hissetmeyi bekliyor.
Diyor ki, "Ben karım, çocuğum, sevgilim yada arkadaşlarımla bu paraları ulaşımın uzak, gıdanın seçeneksiz, stat içi ve dışı hijyenin az olduğu yerlere harcamak istemiyorum. Evimde oturur yayıncı kuruluştan izlerim"
Bu sorunun tek çözümü Burak Yılmaz'ın da işaret ettiği gibi Avrupa'daki futbol kültürünü buraya taşımaya çalışmak.
Zor mu? Evet. İmkansız mı? Zaman alır...
Samsun'dan örnek vermek gerekirse Samsun 19 Mayıs Stadyumu baştan sona yenilenmeli. Stadyum altı ve çevresi insanların 7 gün alışveriş yapabileceği bir formata döndürülebilir.
Çocuklar için Balonya veya oyun alanları hatta İstanbul'daki bir AVM’nin yanındaki lunapark gibi bir yaşam alanı yaratılabilir. Gençler için maç günleri konser veya elektronik müzikli eğlenceler düzenebilir.
Klasik anlamda taraftarlar ne gerek var bunlara diyebilir? Kendisi futbolu veya takımını öyle seviyor da olabilir.
Fakat Türk futbolunda İspanya 2. Ligi, Almanya 3. Ligi, İngiltere 4. Ligi gibi dolu tribünler görmek istiyorsak
Avrupa'daki spor eğlence kültürünün en azından demosunu hayata geçirmeliyiz.
Yorumlar
Kalan Karakter: