Bazen bir şeye çok yakın olursunuz. Adeta ayağının dibinde olursunuz. Hemen yanı başındasınızdır. Bir parmak mesafesi, bir göz temaşası kadar yakınında olursunuz bazen sevdiğinizin. Lakin dokunamazsınız. Giremezsiniz. Açamazsınız. Bakamazsınız. Sadece fiziki bir yakınlıktan bahsediyorum. Öpemezsiniz. Halbuki çok yakınınızda sizin o. Mahreminiz o, dostunuz, canınız. Can parçanız, emeğiniz, devamınız, tamamlayıcınız, her şeyiniz dünya gözüyle ama dokunamazsınız, dokunamıyorsunuz, sevemiyorsunuz, çok da yaklaşamıyorsunuz, yakıyor, acıtıyor, ürkütüyor, öldürüyor... Yazarken, bu kelimeler dilinizden dökülürken size bir tavus kuşu eşlik ediyor, destek veriyor ama sesi çok acı, içten, yanıcı ve yakıcı, adeta sizin kelimelere döktüğünüzü tavus kuşu sese döküyor, haykırıyor, devam et der gibi size tempo tutuyor. Destek veriyor size. Yazınızı taçlandırıyor, cümlelerinize adeta nokta oluyor. Canınıza can oluyor. Tavus kuşu çok güzel, o da yalnız sizin gibi. Belki de onu haykırtan, onu acıtan, onu konuşturan da yalnızlığıdır ne dersiniz?
Dikkatinizi tekrar topluyorsunuz. Devam ediyorsunuz. Tavus kuşu o güzel kanatları ile yerdeki toprağı adeta silip süpürüyor. Siz de dertleri süpürmek, atmak istiyorsunuz ama sadece istiyorsunuz. Yaklaşıyorsunuz, yaklaşıyorsunuz, yaklaşıyorsunuz tam dokunacak iken rüya bitiyor. Siz mesela hiç evlatlarınıza, çocuklarınıza, canlarınıza çok yakın olup da çok uzak kaldınız mı aynı zamanda. Böyle çelişkiler yaşadınız mı? Çayınızı yudumlarken karşıdan size bakan sıcak iki göz arzuladınız mı? Yemek yerken ben de şunları istiyorum diyen birisi yanınızda olsun istediniz mi? Yediğiniz yemek boğazınızda düğüm düğüm olurken hiç sevdikleriniz aklınıza geldi mi? Sevdikleriniz aklınıza geldiği gibi yanınıza neden gelmedi? Yanımızda olması gerekenleri biz neden aklımızda taşımak zorunda kaldık? Niçin kalbimize bir yük gibi saplandılar? Sizin elinizden imkanlarınız çalındı mı hiç? Hayatınızda geleceğinize, hatıralarınıza, hayallerinize gem vuruldu mu hiç? Siz hiç Arafta kaldınız mı? Gitsem mi, kalsam mı, oraya mı, buraya mı, aşağı mı, yukarı mı, çıksam mı, insem mi, yesem mi yemesem mi, sevsem mi, sevmesem mi, sarılsam mı, vaz mı geçsem... Böyle çelişkiler yumağı sizi hafakanlar gibi boğdu mu hiç? Siz hiç evinizden, yurdunuzdan ayrı kaldınız mı? Hayatınız boyunca elde ettiğiniz tek haneniz size haram kılındı mı hiç? Size iyi günde kötü günde yoldaşlık edeceği sözünü veren bir kişinin yakınına yaklaştınız diye siz hiç iki hecelik zindana girdiniz mi? Tamir etmek, onarmak, özür dilemek için yaptığınız girişimler sonucunda yolunuz hiç kapalı cezaevi koğuşlarına çıktı mı? Siz hiç tutsak edildiniz mi? Kölelik yaptırdılar mı size? Dilinizi bağladılar mı hiç? Savunma hakkınızın bile olmadığı zamanlar oldu mu? Dinlenmediğiniz, yok sayıldığınız, dikkate alınmadığınız oldu mu hiç? İnsan yerine bile konmadığınız oldu mu? Son söz söyleme hakkının bile size verilmediği oldu mu? Sizi hiç sevdiklerinizden birer birer, acıta acıta, kanata kanata kopardılar mı hiç? Sevmeyi, sevilmeyi, gülmeyi, güldürmeyi, tebessümü, buseyi, selamı, sabahı, Bayramı, seyranı, düğünü, derneği, geceyi, gündüzü, uykuyu, uyanıklığı, gecenin uzunluğunu, gündüzün karmaşıklığını, güneşin üşüttüğünü, yağmurun kuruttuğunu gördünüz mü siz hiç?
Yalnız bırakıldınız mı siz hiç? Yapayalnız...
Çaresiz bırakıldınız mı? Hikayenizle dalga geçtiler mi? Siz hiç zemheride yanıp temmuzda dondunuz mu?
Soruları artırırım, cevap veremezsiniz. Yazıyı uzatırım, okuyamazsınız. 6284 kanunu mağduru erkekler için yazdım bu yazıyı... Aslında mağdur olan herkes için. Mağduriyetin cinsiyeti yoktur. Zalimin cinsiyeti olmadığı gibi... Mazlumun cinsiyeti de yoktur. Yalnız şu anda bana çokça gelen şikâyetler şudur ki: Erkekler, babalar üzülüyor, mağdur ediliyor. Buradan sesleniyorum. Kanunları zulmetmek için çıkarmayın, zulümden kurtarmak için çıkarın. Zalimi desteklemeyin, mazlumun yanında olun... Cinsiyete bakmayın, aileyi bir arada tutun, kurtarın. Ailelerimiz dağılıyor, parçalanıyor, geleceğimiz yanıyor. İyiliğe, merhamete, güzelliğe yaklaşırsanız yakarız demeyin sakın. Sonuçta tutuşturduğunuz o ateş sizi de yakar. Aileleri yakmayalım, kurtaralım lütfen!
Anneye, babaya, kızlara, erkeklere, çocuklara, aileye kıymayalım!
Yaklaşırsanız yakarız
Yayınlanma :
08.07.2026 09:00
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: