Birkaç gün önce küçük yeğenim elimden tuttu, mahallemizin marketine götürdü beni.
Çocuklar en çok ne ister? Çikolata, bisküvi, gofret değil mi? O kadar çok çeşit var ki hangisini seçeceğine karar veremiyor.
İnanın ben de çok şaşırdım. Dikkat ettim, daha önce hiç görmediğim çok sayıda yeni çikolatalar raflarda yerini almış. En çok ilgimi çeken ise hemen hemen hepsinin Antep fıstıklı olması…
Allah Allah! Antep fıstığı ucuz herhalde diye düşündüm. Gaziantep Ticaret Borsası'nın resmi sitesine baktım; 2025 yılında kırmızı kabuklu Antep fıstığının fiyatı kilosu ortalama 550 TL seviyesinde.
Yani Antep fıstığı, en azından kısmen üretiminin oldukça maliyetli olması nedeniyle daha pahalı bir kuruyemiş.
Ya bu çikolata firmaları paraya kıydılar tonlarca Antep fıstığı alıp depoladılar ya da bunda başka bir iş var. Her üründe Antep fıstığının olması doğrusu bana bir hayli garip geldi.
Ne mi anlatmaya çalışıyorum. En son geçen haziran ayında Yeni Yol Grubu Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, TBMM'de pestisitli gıdalarla ilgili araştırma önergesinin görüşmeleri sırasında korkunç bir iddiayı gündeme getirmişti.
Özdağ, Avrupa'nın geri gönderdiği gıdaların bazılarının Türkiye'de ihale yoluyla yeniden piyasaya sunulduğunu söylemişti.
O araştırma önergesi, iktidar milletvekillerince reddedildiği için bu iddialar doğru mu değil mi millet de öğrenemedi.
Durum böyle olunca bu Antep fıstıklı çikolatalar böylesine çeşit çeşit artınca benim de dikkatimi çekti.
Dedim ya bu yıl tüm marketlerin rafları Antep fıstıklı gofret ve çikolatalarla dolu. Bugüne kadar görülmemiş bir durum.
Vallahi inşallah bu pestisitli fıstıkları bizlere yedirmiyorlardır.
Çünkü pestisit deyip geçmeyin, uzun vadede beyin hasarından tutun da kısırlığa, doğum kusurlarına, böbrek ve akciğer hasarına yol açıyor. Tamamen zehir yani!
Çünkü Selçuk Özdağ o araştırma önergesinin görüşmeleri sırasında; geri gönderilen pestisitli ürünlerin bir kısmının Afrika ve Güney Amerika ülkelerine ihraç edildiğini, bir kısmının da Türkiye'de yeniden piyasaya sürüldüğünü öne sürmüştü.
O yüzden marketlerden gıda alırken, bir kere değil iki kere düşünün derim!
***
SAVCI AŞK ACISINDAN HAKİMİ VURDU
Kadın cinayetleri dur durak dinlemiyor. Neredeyse eline silah alanın, kendisini reddeden ya da boşanmak isteyen kadını çekip vurduğu utanılacak kapkaranlık bir süreç yaşıyoruz.
Her yerde kadına yönelik şiddet var derken bu kadarını da beklemiyorduk. Dünkü haberlere bakın ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Olay, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesi'nde geçiyor. Bir savcı, kadın bir hakimi silahla vurdu. Üstelik nerede biliyor musunuz; duruşma salonunda…
Kadın hakimin öldürülmesini kim engelledi dersiniz? Eski bir hükümlü.
Duruşma salonundaki hükümlü, kadın hakime ikinci kez silahını doğrultan savcıyı, araya girerek engelledi.
Savcı ile hakim arasında geçmişte bir ilişki yaşandığı ve ilişki bitmesine rağmen bu olayı kabullenmeyen savcının üzerine kayıtlı silahla birlikte adliyeye gelerek silahlı saldırıyı gerçekleştirdiği belirtildi.
Artık ne diyeceğimi, ne söyleyeceğimi bilmiyorum. Adaleti bulması gereken savcı, aşk acısından hakimi vuruyor.
Okumuş okumamış, eğitimli ya da eğitimsiz. Her yerde kadına şiddet. Bu ülkenin paçalarından artık cahillik ve kan akıyor!
Yorumlar
Kalan Karakter: