Türkiye'de 'ortalama ücret' haline getirildiği için milyonlarca insanı etkileyen asgari ücret bildiğiniz gibi 2025 yılı için 22 bin 204 TL olarak belirlendi.
Yüzde 30 oranında zam yapılarak 17 bin 2 TL'den 22 bin 104 TL gibi 'komik' denilebilecek bir seviyeye çıkarılmasının gerekçesi olarak ise dezenflasyon sürecine rağmen bir türlü istenilen seviyeye düşürülemeyen 'enflasyon' gösteriliyor.
Hükümet açısından açıkladıkları bu rakam, enflasyon beklentilerini yönetmek için doğru bir rakam olarak değerlendirilebilir.
Peki çalışanın alım gücünü yerine koymak için yeterli bir rakam mı? Elbette değil.
Hatırlarsanız asgari ücretin kaç lira olacağıyla ilgili tahminlerin havada uçuştuğu günlerde, asgari ücret artışının 2025 sonu hedefi olan yüzde 17,5 yani gerçekleşecek enflasyona mı, yoksa yüzde 44 olan 'gerçekleşmiş' enflasyona göre mi yapılacağı konusunda bir tartışma vardı.
Görünen o ki, bu ikisinin arasında bir oran belirlenmiş, yüzde 30 artışla..
Asgari ücret, bir işçinin 'en az'ından yaşam standartlarını korumalarını sağlamak, adil ücret dağılımını teşvik etmek ve çalışma koşullarını iyileştirmek amacıyla verilen bir ücrettir.
Ayrıca, özel sektörde çalışanlarına ücret artışlarını, asgari ücreti referans alarak belirlerler. Günümüzde referans ücret değil, reel ücret olarak uygulanıyor!
Normalde asgari ücretin, işçi ile ailesinin yeterli beslenme, sağlıklı konut, giyim, aydınlatma ve ısıtma, ulaşım, çağdaş düzeyde sağlık servisi, eğitim, kültür, dinlenme, eğlence ve benzeri temel gereksinimlerini geçerli fiyatlar üzerinden karşılamaya yetecek miktarda olması gerekir. Ama böyle bir şey hiçbir zaman olmadı.
Şimdi gelelim, asgari ücret enflasyonu yükseltiyor iddialarına!
Geleneksel ekonomik teorilere göre, ücret artışlarının fiyat artışlarını tetiklediği söylenir.Evet doğrudur. Kısmi bir etkisi olduğu söylenebilir.
Ama bizim ekonomimizde hiç de böyle değil ki...
Dikkat edin; bizim enflasyonumuzun yükselmesine neden olan ücret artışları değil. Tam tersi bir durum var.
Daha açık anlatayım; Bizim ülkemizde ücretler artırılınca enflasyon yükselmiyor. Aksine enflasyon yükseldiği için alım gücü düşüyor, bu yüzden de hükümet ücretleri artırmak zorunda kalıyor!
Yani; ücretlerdeki artışlar, enflasyonun bir nedeni olmaktan çok sonucu durumunda. Reel ücretler enflasyonun artması ile birlikte gerileyince ücretlerin satın alma gücü zayıflıyor. Bunun sonucunda da yeni ücret artışı ihtiyacı doğuyor.
O yüzden hiç asgari ücrete ve diğer maşlara yapılacak artışlar enflasyonu tetikler gibi bahanelere sarılmaktan vazgeçin!
Asıl yanlış olan neydi biliyor musunuz?
2021'in eylül ayında faizleri düşürüp, enflasyonun bu kadar hızlı yükselmesine göz yumulmasıydı.
Bruno'nun söylediği gibi "Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince, diğerleri de yanlış gitti."
O yüzden de asgari ücretli bu enflasyonun nedeni değil mağdurudur!
***
NOT ETTİKLERİM:
-Asgari ücretin özellikle işçilerin beklentilerinin oldukça altında belirlenmesine yönelik tepkiler sürerken, 2025 yılında asgari ücretin açlık sınırının altında kalacağı, yoksulluk sınırı ile olan makasın ise daha çok açılacağı hesaplandı. 22 bin 104 lira olarak belirlenen asgari ücret, işçinin eline geçeceği şubat ayı itibariyle açlık sınırı seviyesinde olacak.
-Kamu görevlilerinin sadece bir yerden maaş almaları ve buna üst sınır getirilmesine ilişkin yasal düzenleme 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek. Üstlenilen görevler nedeniyle huzur hakkı, ücret, ikramiye gibi her ne ad altında olursa olsun bir ayda yapılabilecek ödemelerin toplam net tutarı 108 bin gösterge rakamının, memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarı geçemeyecek.
Yorumlar
Kalan Karakter: