Birçok kez söyledik, dile getirdik. Bu kent için öncelikli olan Batı değil Doğu Çevre yoludur diye. Ama hiç hesaba alınmadı. Sadece benim değil, bu konunun asıl uzmanı olan mimarların, inşaat mühendislerinin, şehir plancılarının söylediklerini dahi dikkate almadılar bu kenti yönetenler.
Ne yaptılar ne ettiler, Doğu Çevre Yolu değil, Batı Çevre Yolu'nu bu kentin yatırım programına aldırmayı başardılar.
İki etap halindeki Batı Çevre Yolu'nun ikinci etabına ilişkin TMMOB'a bağlı Mimarlar Odası Samsun Şubesi'nin açtığı dava da geçtiğimiz günlerde sonuçlandı.
Buna göre, Samsun Büyükşehir Meclisi tarafından onaylanmasına karşı açılan davalardan olan Batı Çevre Yolu 2. Etap davası hakkında 3. İdare mahkemesi, yürütmeyi durdurma kararı verdi.
Bu kararın alınmasında ise mahkemenin oluşturduğu bilirkişi heyetinin raporu etkili oldu.Raporu inceledim. En çok dikkatimi çeken ise, Batı Çevre Yolu Projesinin ikinci etabı yani Sarıışık Mahallesinden 19 Mayıs Üniversitesi'ne doğru uzanan 6,3 km uzunluğundaki ve 908 hektar büyüklüğündeki alanın, kullanım kararlarının belirlenmesine ilişkin 1/5000 ölçekli ilave nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli ilave uygulama imar planı yapılmasına yönelik alınan dava konusu işlemde, karayolu güzergahının hayata geçirilmesi için uygulanan yöntem ve arazi kullanım kararlarının "önemli bir kısmı"nın şehircilik ilkeleri ve planlama esasları bakımından ciddi sorunlar taşıdığına yönelik değerlendirme oldu.
Yani diyor ki bilirkişi raporu, şayet bu yol yapılırsa, çok geniş doğal nitelikli alan ve tarım arazisi alanı imara açılacak.
Bu nasıl iş? Bizim şu anda ülke olarak en önemli sorunumuz, tarım alanlarımızın her geçen gün küçümesi değil mi.
Tarım yapamadığımız, köylüyü topraktan kopardığımız, kendine kendine yeten bir ülkeyken, şimdi köylümüzün bile marketten alışveriş yapar hale geldiği bir duruma düşmedik mi? Markette pazarda fiyatların bu kadar yükselmesinin, enflasyonun alıp başını gitmesinin, en önemlisi yoksullaşmamızın nedeni işte bu anlayışlar, üretememek değil mi!
Nasıl olur da, birinci derecede tarım arazisi olan böylesine geniş bir alanı üstelik ihtiyaç bile değilken, beton bir yola kurban edersiniz.
Diğer taraftan bilirkişi raporunun üzerinde dikkatle durduğu diğer bir konu da Batı Çevre Yolu'nun birinci etap yol güzergahı boyunca çeperinde çok büyük iskân bölgesi oluşturulması.
Yani gidin bakın Atakum'un Balaç tarafındaki o çok yüksek katlı binalara. Tam bir rant alanı oluşmuşmasının yanında, Batı Çevre Yolu denilen o yol, işte bu büyük sitelerin önünden geçiyor. Bu nasıl bir çevre yolu ki etrafında böylesine büyük siteler kurulabilmiş. Böyle bir yola 'çevre yolu' demek mümkün mü. Olsa olsa 'rant yolu' olur burası..
Ayrıca yolun dayandığı imar uygulaması da bir hayli sakat bir mantığa işaret ediyor. Bilirkişi de zaten bunu fark etmiş.
Deniliyor ki; "yolun,3194 sayılı Kanunun 18. maddesinde düzenlenen imar uygulaması vasıtasıyla oluşturulmak istenilmesi nedeniyle, yol alanının 10 katı kadar alanın imara açıldığı, böylece planlama çalışmasının
varlık amacını oluşturan çevre yolunun, kent içinden geçen bir ana yola dönüştürüldüğü, bu
durumun ulaştırma planlaması esaslarına uygun olmadığı" görülmüştür.
Özetle bu yol yapılırsa, Ankara yolunu Bafra yoluna bağlayan 'hız yolu' niteliğindeki çevre yolu, kentsel alan için ciddi bir sıkıntı yaratacak. Allah korusun böyle bir hız yolunda yerleşim yerlerinin bulunması ne derece büyük bir tehlike yaratıyor, siz bunun farkında değil misiniz?
Sonuç olarak şu aşamada mahkeme bu yola ilişkin imar planlarının yürürlüğünü durdurdu. İyi ki de durdurdu. Umarım bu aşamadan sonra bu kenti yönetenler, bu yolun bu şekliyle yapılması konusunda ısrarcı olmazlar.
Yarınlara böyle sorun yaratan eserler değil, faydalı olacak, bu kentin insanın yarasına merhem olacak eserler bırakmaktır iyi bir kent yöneticisi olmak. Birilerini zengin etmek için bu kentin geleceğini heba ederseniz, gelecekte hayırla rahmetle anılmazsınız. Bir de işin bu tarafını düşünün derim!
Yorumlar
Kalan Karakter: