Ekonomide haziran başından bu yana, kulislerde sıklıkla konuşulan iddia, Merkez Bankası'nın eylül ayında 'faiz indirimi'ne gideceğiydi.
Ama öyle olmadı.
Temmuz ve ağustosta aynı ifadeyle karar metnini yayınlayan Merkez Bankası, eylül ayı karar metninde de "Tüm göstergeler birlikte incelendiğinde, enflasyonun ana eğiliminin kayda değer bir değişiklik sergilemediği değerlendirilmektedir” dedi ve noktayı koydu:
“Kurul, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam ettiğini kaydetmiştir.”
Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki, Merkez Bankası bu yıl sonuna kadar faizi yüksek tutmaya devam edecek. Çünkü enflasyon hala çok yüksek ve düşme eğilimi göstermiyor!
En azından kasım sonunda açıklanacak olan üçüncü çeyreğe ilişkin büyüme rakamları açıklanana kadar.
Ekonomi yönetiminin ve Türkiye'de şimdiye kadar birçok hükümetin 'enflasyonla mücedele'den önce 'büyümeyi ve işsizlik rakamlarını öncelediğini bir kaç defa belirtmiştim.
Bunun nedeni, Türkiye’de insanların siyasi tercihlerini değiştirmelerine neden olan en önemli ikinci etkenin, 'işsizlik' daha doğrusu 'işsiz kalmaları'dır.
Çünkü insanlar bir işte çalıştıkları için şikayet etseler de hayat pahalılığını karşı sabırlı davranabiliyorlar ya da idare edebiliyorlar. Ama işini kaybetmek çok büyük bir travma yaratıyor. Birey, işini kaybettiği anda siyasetçiye olan desteğini hemen çekiyor.
2001 krizini hatırlayın. İşsiz kalan insanları…
Ve siyasete olan etkilerini. ANAP başta olmak üzere DYP ve DSP gibi partilerin yaşadıkları büyük erimeyi hatırlarsanız, işsizlik konusunun ne derece önemli olduğunu daha iyi anlayabilirsiniz.
En azından siyasetçilerin enflasyondan önce neden ekonomik büyümeye ve işsizliğe odaklandığını daha iyi kavrayabilirsiniz.
O yüzden Merkez Bankası'nın faiz indirimine gidilmesi konusunda, kasımda açıklanacak olan büyüme rakamlarının beklendiğini düşünüyorum.
Bunu da 29 Kasım 2024 tarihinde göreceğiz.
Eğer bu tarihte üçüncü çeyrek büyüme göstergeleri sıfıra, dördüncü çeyrek büyümenin ise eksiye doğru gittiği yönünde bir değerlendirme yapılırsa, 26 Aralık'ta yapılacak Para Politikası Kurulu toplantısında ancak faiz indirimi gündeme gelebilir.
Faiz indirimleri çare olur mu. Bence hayır. Kısa vadede ekonomik büyümeyi teşvik edebilir, fakat yüksek enflasyon ortamında bu politikaların etkisi karmaşık olabilir. Faizlerin düşmesi, enflasyonu artırabilir ve böylece reel faiz oranlarını olumsuz etkileyebilir.
O yüzden Türkiye’deki ekonomik ortamda, enflasyon düşmeden faiz indirimi beklemek, riskli bir yaklaşım olabilir. Bu durum, mevcut belirsizliklerin ve dalgalanmaların artmasına neden olabilir.
Çünkü sürdürülebilir bir ekonomik istikrar için, öncelikle enflasyonun kontrol altına alınması ve ardından faiz politikalarının buna göre şekillendirilmesi önemlidir. Yatırımcı ve tüketici güvenini sağlamak için şeffaf ve sağlam politikalar gereklidir. Tabi yapısal reformları da yapmanız şart!
Unutmamak gerek; gerçekçi hedeflerle hareket edilmediğinde, sonuçlar çoğu zaman hayal kırıklığı yaratır.
BÜYÜME Mİ ENFLASYON MU?
Yayınlanma :
23.09.2024 08:19
Güncelleme
: 23.09.2024 08:19
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: