Bu yılın başından bugüne kadar;
52 traktör, 5 bin 325 tarla icra yoluyla satışa çıkarıldı.
Yine yıl başından beri 500'ye yakın traktör, icraya düştü, 10 bine yakın arazi de icralık oldu.
Neden?
Çünkü çiftçi bankalardan kredi aldı ve bu parayla üretim yapmaya çalıştı.
Ama ürün alamayınca, borcunu ödeyemedi ve icralık duruma düştü.
Şu anda sadece çiftçilerin bankalara olan borcu 1 trilyon 81 milyar lira.
Sadece çiftçiler de değil…
Bu ülkede artık çiftçiden işçiye, memurdan emekliye borçsuz yaşayabilen yok ki…
Alım gücü her geçen gün eridikçe, vatandaş da her seferinde daha fazla borca battı.
Bakın işte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın haftalık para ve banka istatistikleri. Bence arada bir siz de göz atın: 12 Eylül ile biten haftada bankacılık sektörünün toplam mevduatı önceki haftaya göre 392 milyar 225 milyon 561 bin lira artarak, 25 trilyon 569 milyar 943 milyon 838 bin liraya çıktı.
Aynı hafta tüketici kredileri ise önceki haftaya göre yüzde 1,6 artarak 5 trilyon 49 milyar 826 milyon 564 bin lira oldu.
Krediye erişimde güçlük yaşayanlar ise kredi kartına yüklendi.
Bireysel kredi kartı borçları ne kadar oldu biliyor musunuz?
Tam tamına 2 trilyon 506 milyar 393 milyon 428 bin liraya fırladı.
Borçlarla beraber bankaların takibe aldığı alacak miktarı da yükseldi. Takipteki alacaklar, 12 Eylül itibarıyla önceki haftaya göre 4 milyar 409 milyon lira artışla 481 milyar 12 milyon liraya çıktı.
Geçen hafta vatandaş kredi borçlarını ödeyemeyince Merkez Bankası da kredi kartı faiz oranlarını düşürdü.
1 Ekim'den itibaren kredi kartı nakit çekim ve KMH faizleri hesaplama marjlarını 25 baz puan inodirdi. Akdi faizler yüzde 4,75'ten yüzde 4 buçuğa indirildi. Gecikme faizi ise yüzde 5,05'ten yüzde 4,80'e düşürüldü.
Nasıl bu hale geldik? Faizler, enflasyonun yükselişe geçtiği görüldüğü halde yüzde 8'lere kadar düşürülünce enflasyon da kur da patladı.
Aradan üç yıla yakın bir zaman geçti ama alım gücümüz kalmadı, fakirleştikçe fakirleştik.
Buna karşılık hala "Bu hata benim. Yanlış yaptık" diyen var mı. Tabi ki yok!
***
MİMARLAR YİNE UYARDI
Mimarlar Odası Samsun Şubesi Başkanı Burak Şener geçen hafta çok dikkat çekici bir uyarı yaptı.
Şener'in iddiasına göre Samsun'da son yıllarda kaçak yapılaşma her geçen gün daha artıyor.
Üstelik Şener bu kaçak yapılaşma furyasının yalnızca kent estetiğini değil, aynı zamanda toplumun güvenliğini, sağlığını ve geleceğini de tehdit eder halde olduğunu da duyurdu.
Şener kaçak yapılar; bir kentin planlı gelişimini yok etmekle kalmaz, doğal alanları, kıyıları ve tarım arazilerini de gasp eder" diyor. Haklı elbette. Üstelik olası bir deprem, heyelan ya da sel gibi afetlerde can kayıplarının daha da artmasına neden olur.
Bu kentin Mimarlar Odası tüm kent yöneticilerini açık açık uyarıyor, "Sorumluluk sahibi kamu kurumları bu yasa dışı girişimlere derhal müdahale etmeli ve görevini eksiksiz yerine getirmelidir. Kaçak yapılaşmaya göz yuman her kişi ve kurum, hukuken ve tarih önünde sorumlu olacaktır" diye...
Bu kentin tüm yerel yöneticileri, siyasiler de Mimarlar Odası'nın bu uyarılarını dikkate alsa iyi olur.
Çünkü Samsun’un geleceği, ranta teslim edilemeyecek kadar değerlidir!
Yorumlar
Kalan Karakter: