Bir iki gün önce, Türkiye'nin önemli gazetelerinden Ekonomi'nin bazı sivil toplum örgütleriyle birlikte düzenlediği 16’ncı Ekonomi ve Hukuk Buluşması vardı.
İş dünyasından çok sayıda temsilcinin katıldığı bu toplantıda, katılımcıların üzerinde önemli durduğu konu neydi biliyor musunuz; güçlü ekonomilerin güçlü hukuk sistemine sahip oldukları..
Yani konu dönüp dolaşıp yine bağımsız yargıya ve güçlü hukuk sistemine geldi.
Örneğin TRAKYASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Celal Öğücü, ekonomi ve adalet konusunun iş dünyasını yakından ilgilendirdiğini belirtti ve Türkiye’nin yıllarca yüksek enflasyon ile yaşadıktan sonra 2004- 2016 arasında tek haneli rakamları gördüğünü hatırlattı. Öğücü, “Sonrasında uygulanan hatalı politikalar ile tekrar enflasyonist ortama geçtik. Orta gelir tuzağından nasıl çıkarız derken düşük gelirli ülkeler arasına girdik. Bu durumdan çıkmak için çok çalışmak, verimliliği artırmak, eğitim seviyesini yükselterek dijital çağı yakalamak, yeşil dönüşümü gerçekleştirmek ve adalet sistemimizi geliştirmek zorundayız” dedi.
Başka bir işadamı TÇSO Başkanı İzzet Volkan ise, kuvvetli her ekonominin kuvvetli de bir hukuk sistemine sahip olduğuna vurgu yaptı.
Diğer işadamlarının da üzerinde durdukları en önemli konu, güçlü bir hukuk sisteminin bir ülkede olmazsa olmaz olduğuydu.
Hepsinin söyledikleri de doğru. Bir ülkede hukuk ne kadar verimli çalışırsa ekonomi de aynı ölçüde güçlü olur. Çünkü hukuk ve ekonomi disiplinleri birbirinden ayrılamaz durumda.
Türkiye’de son yıllarda yargıda sorunlar yaşandığı herkesin malumu. Anayasa Mahkemesi gibi bir kurumun dahi kararlarının dikkate alınmadığı bir ortamda, bu gelişmelerin ‘Türkiye’de yargı bağımsızdır’ anlayışına zarar verdiğini' görüyoruz.
İşadamları bu hukuk konusunda niye ısrarlılar derseniz; güçlü ticaret hukuku sözleşmeleri, sağlam temelli anlaşmalar oluşturduğu gibi ihtilafların da önüne geçiyor. Ayrıca adil hukuk sistemi, mülkiyet hukukunu güçlendirdiği için uzun vadeli yatırımlara teşviki artırıyor. Bu durum ise sürdürülebilir kalkınmayı ve istihdamda devamlılığı sağlıyor.
Türkiye son 3 yılda, en pahalı ekonomi deneyimini yaşadı. İş dünyası önünü göremediği için yurt içine yatırım yapmak yerine yurt dışına kaçmaya başladı. Hatta Türkiye’nin yurt dışında yaptığı yatırımlar, yurt dışından Türkiye’ye gelen yatırımların oranını geçti.
Bakın sadece Rahip Brunson olayındaki hukuki hataların bile Türkiye ekonomisine 11 milyar dolar zararı oldu.
Siyasilerin yargılamalara etki edebilir, yargının siyasetin bir enstrümanı haline geldiği şeklinde iddialar, hadi diyelim ki doğru değil ama bu iddiaların konuşuluyor olması bile, ekonomiye ve yatırımlara olumsuz etki eder.
Ekonomimizi güçlendirmek için bu acı gerçek ile mutlaka ve samimi olarak yüzleşmek zorundayız. Çünkü hukukun olmadığı ülkelerde yolsuzluklar olur. Yolsuzluk da toplumsal refahın düşmanıdır.
Bir kez daha altını çizmek gerekir ki; ekonomik istikrarın şartı, yargının bağımsız olmasıdır. Yönetimde istikrar, kişilerin değil görüş ve davranışların değişmez olmasıdır.
Yorumlar
Kalan Karakter: