Sizler de fark ettiniz mi bilmiyorum; Samsun'da yaz aylarından bu yana mülteci sayısında gözle görülür bir gerileme var.
Hatta Samsun Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Yabancılar Şubesi Şube Müdürlüğü ekiplerinin son haftalarda Samsun'da geçici olarak koruma statüsünde bulunan başta Suriyelilerin "adres ikamet' tespitleriyle ilgili "çok sıkı" bin denetleme içerisinde olduklarını görüyorum.
En az 10 sivil polisin katıldığı denetimlerde ekipler, mahalle mahalle gezerek, komşularıyla da görüşmeler yaparak, Suriyeli mültecilerin ve Iraklıların ikametlerinde düzenli olarak bulunup bulunmadıklarını denetliyorlar.
Bu denetimler, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya döneminde ciddi bir şekilde zaten artmıştı. Yerlikaya geçen 9 Ağustos’ta yaptığı açıklamada mültecilere yönelik adres tahkikatı yaptıklarını, 731 bin Suriyelinin adreslerini güncellemediğini belirtmiş, bunun için onlara 90 günlük süre vermişti. Bu süre dolduğunda ise iki aylık ek süre daha verdi. Bu ek süre de 1 Kasım tarihinde doldu.
Bir mültecinin kaydını güncellememesi o kişinin artık Türkiye’de olmadığını, başka bir ülkeye, tahminle Avrupa'ya geçmiş olabileceğini gösteriyor.
İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı'nın verilerine göre Türkiye'de 2021’de 3 milyon 737 bin 369’a kadar çıkan sayı 3 Ekim 2024 itibarıyla 3 milyon 89 bin 904’e gerilemiş durumda. Yeni doğumlar da hesaba katıldığında bu, sayılarda ciddi bir düşüşe işaret ediyor.
İçişleri Bakanlığı’nın adreslerini güncellemeyen Suriyelilere verdiği ek sürenin 1 Kasım'da dolmasının ardından, bu güncellemeyi yapmayanların -geçici koruma statüsü kaydından silinecek- olması nedeniyle bu sayının önümüzdeki aylarda daha da azalması olası görülüyor.
Türkiye'de zaman zaman ciddi gerilimlere de neden olan Suriyelilerin sayısı neden azalıyor?
En büyük neden; Türkiye'de hayat pahalılığı. Diğer bir neden ise Türkiye’nin son yıllardaki göç politikasındaki değişim.
Bilindiği gibi yerel ve genel seçimlerde mülteciler üzerinden oluşturulan politik gerilim, geri dönüş tartışmalarını da beraberinde getirdi. Bu da hükümetin gönüllü geri dönüş söylemlerini etkiledi ve güvenli bölgelere göç akışları gerçekleşti.
Geçici koruma kapsamındakiler kurallara uymamaları veya suça karışmaları durumunda da Suriye'ye geri gönderiliyorlar. Kamu düzenini bozanlarla alakalı geçici koruması iptali ve sınır dışı kararı veriliyor.
Son yıllardaki sosyopolitik ortam itici bir güç olarak Suriyelilerin geri dönüşünü de tetikliyor.
Kayseri’deki mültecilere yönelik saldırılar, artan ırkçı ve ayrımcı söylem korku ve tedirginliğe neden oluyor. Bu ve benzeri faktörler göç etme planlarını da etkiliyor.
Diğer bir neden de gönüllü geri dönüşlerin başlamış olması. Gerçi bu konuda gönüllü göç imzalarının zorla alındığına ilişkin iddialar TBMM gündemine kadar girmiş olsa da, kesin ve net bir delili ortaya konulabilmiş değil. Bu iddialar daha çok Avrupa Birliğİ'ndeki bazı sivil toplum örgütlerinden geliyor.
Birleşmiş Milletler rakamlarına göre Türkiye, diğer uyruklara ek olarak 3 milyonu aşkın Suriyeli mülteciyle dünya çapında en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülkelerden biri.
AB, Avrupa'ya göçmen akışını durdurmak için 2016'da Ankara ile yaptığı anlaşma uyarınca Türkiye'ye insani yardım ve kalkınma yardımı olarak 6 milyar euro ödedi.
***
Samsun'da yıllardan beri yaşanan ve nedense bir türlü çözülemeyen bir sorun var. Kurumlar arasındaki koordinasyonsuzluk. Bunun en son örneğini iki gün önce Atakum ilçesindeki altyapı çalışmaları sırasında yaşadık.
Söylenen o ki Samsun Büyükşehir Belediyesi'nin altyapı çalışması sırasında doğalgaz hattına zarar verilince, Atakum ilçesindeki Cumhuriyet Mahallesi'nde doğalgaz arzı tamamen kesildi. Arızanın giderilmesinin ardından ancak 1.5 gün sonra evlere doğalgaz verilebildi.
Samsun neden bık sık bu sorunla karşı karşıya kalıyor. Kurumlar arasında koordinasyonu sağlamak bu kadar mı zor?
Allah korusun! Bu tür kazı çalışmaları sırasında daha ciddi bir sorunla karşı karşıya kalırsak, olası can kayıplarının hesabını kim verecek?
Kurumlar arasındaki bu koordinasyon sorununu kökünden çözmenin zamanı gelmedi mi?
***
NOT ETTİKLERİM:
-TC Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, politika faizini piyasa beklentilerine paralel olarak yüzde 50 seviyesinde sabit bıraktı. Böylece banka, art arda 8'inci kez faize dokunmamış oldu. "Geçici arz koşullarına bağlı olarak işlenmemiş gıda enflasyonu yüksek seyrini sürdürmektedir" ifadesi metinde ilk kez yer aldı.
-Tarımsal girdi enflasyonu Eylül'de aylık yükselişini sürdürdü Tarımsal girdi fiyat endeksinde (Tarım-GFE) aylık bazda yükseliş sürüyor. Tarım-GFE, Eylül'de aylık bazda yüzde 1,77 artarken, yıllık bazda yüzde 31,83 yükseldi.
-Uluslararası Ceza Mahkemesi, İsrail Başbakanı Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Gallant hakkında savaş suçları nedeniyle tutuklama emri çıkardı. ICC, İsrail'in mahkemenin yargı yetkisini kabul etmesinin gerekli olmadığını söyledi. ICC ayrıca, Hamas liderlerinden El-masri hakkında da tutuklama kararı çıkardı.
Yorumlar
Kalan Karakter: