Merak ediyorum şayet kamuda özelikle de yönetici konumundaki bürokratlar, yedikleri yemeklerin faturalarını kendileri ödese bu kadar harcama yaparlar mıydı?
Ya da lüks arabaları kendi ceplerinden alsalar, altlarındaki arabanın parasını kendileri ödeseler, bu arabalara binerler miydi?
Ya da tarihi binalarını beğenmeyip, kendi binalarını yıktırıp, başka binalara kiraya geçtiklerinde; kirayı, elektriği, suyu, yakıtı, personelin maaşını kendileri ödeseler; böylesine har vurup harman savururlar mıydı?
Tabii ki öyle olmazdı. Zaten kamuda israfın temel nedeni bu anlayış değil mi?
Üç gündür herkesin dilinde, Bakan Mehmet Şimşek'in açıkladığı kamuda tasarruf paketi var. Kalem kalem nerelerden ne kadar tasarruf edileceği belli olmadığı için, afaki olarak 'cek, cak'tan öteye gitmeyeceği, bizim çenemizi yormaktan başka bir işe yaramayacağı, en fazla Bakan Şimşek'in sorumluluk alanlarındaki bakanlıklarda bu tedbirlerin işe yarayacağını söyleyenler bile var.
Ee biraz da haksız değiller hani. 2 trilyon 700 milyar liralık bütçe açığının olduğu bir yerde, devletin 100 milyar liralık bir tasarrufu hedeflemesi, hakikaten devede kulak bile değil.
Bu paket ile elde edilecek faydanın ancak yüzde 3’lük bir iyileştirmeye neden olacağı düşünülürse, bu açıklananlara 'tasarruf' demek gerçekten de biraz komik kaçıyor.
Bu paketin bence tek olumlu tarafı, vatandaşın enflasyonu körükleyen iç talebini bir miktar frenlenmesi noktasında 'psikolojik bir algı' oluşturabilecek olması. Çünkü halen vatandaş, önümüzdeki ay fiyatlar daha da artar kaygısıyla talebini kısmış değil. İşte bu tasarruf paketi, 'devlet de tasarruf yapıyor, bende yapmalıyım' gibi bir algı oluşturabilirse, belki harcamalarda frene basma gibi bir şey söz konusu olabilir.
Bunu da hakikaten devlet de bir tasarruf anlayışı varsa, idari ve para cezaları gündeme geliyorsa ya da birden fazla maaş alan ballı bürokratların maaşlarının kesildiğini, araç kiralamalarına son verildiğini görürlerse olabilecek şeyler.
Yoksa aynı tas aynı hamam devam ederse, vatandaş da tıpkı enflasyonun düşeceğine inanmadığı gibi bu pakete de güvenmez, inanmaz.
Durum böyle olduğunda da yaz bittiğinde kış fena bastırdığında, yaz etkisi, baz etkisi, gaz etkisi geçip güz etkisi geldiğinde sözde tasarrufun acısı, umutlarımızı da silip süpürür.
Şarkının söylediği gibi, 'vuslat yine kalır başka bahara!'
Yorumlar
Kalan Karakter: