Öngörü…
Bugün, yarın ve ertesi gün, İran coğrafyası için felaket günü olabilir…
Maazallah!
BÖLÜM 1: 1968 Haziran’ına Kadar Yeryüzündeki Savaş Teknolojileri
1969’da Ay’a iniş gerçekleşene kadar, yeryüzündeki savaş teknolojileri büyük ölçüde şu şekilde işliyordu: Dünya Savaşı’ndan sonra yaşanan lokal savaşlara rağmen, barış dönemlerinde;
Tüccarlar, her türlü yeni ürünü satarak kâr elde etmeye çalışırdı.
Askeri ürün üretenler ise gizli laboratuvarlarda ve atış sahalarında yeni buluş silahlarını test ederdi.
Kara, hava ve deniz unsurları için durum aynıydı.
Ardından uluslararası fuarlarda, otomotiv firmaları gibi “En iyi silah benim ürünüm!” diyerek sergiler ve sipariş alırdı.
BÖLÜM 2: 1968 Haziran’ından Sonraki Dönem
İnsanlık yeryüzünden uzaya çıktı; Dünya yörüngesine binlerce güneş enerjili uydu yerleştirildi. Bu uydular farklı tiplerde, farklı büyüklüklerde ve farklı alanlarda hizmet veriyor.
Bu süreçle birlikte, uzaya taşınmış ve yörüngede konumlanmış silahlı uydular ortaya çıktı. Bunların yerden komuta merkezi tarafından sinyalle çalıştırılacağı ve bugüne kadar denenmemiş etkilere sahip olduğu biliniyor.
Bu uydular yeryüzünden idare ediliyor.
Yörünge savaşları senaryoları, Hollywood filmlerinin dışında hâlâ sır perdesini koruyor.
ABD, yeryüzündeki savaşlara katkı sağlayacak Uzay Savaş Kuvvetleri oluşturduğunu resmen açıklayalı yaklaşık on yıl oldu.
Bu seviyede uzay gücüne ulaşmış ülke sayısı hâlâ bir elin parmaklarını geçmiyor.
Uzaydaki silahlı komuta merkezlerinin “nizamiyesi” yok; gelen komutları karşılayacak mangası da yok…
Uzaydan yeryüzündeki “yaramaz” ülkelere tahribat yapmak için artık sadece İHA, drone, füze veya mermi atılmayacak.
BÖLÜM 3: Savaşların Ana Prensibi
Savaşların temel prensibi, bilinmedik anlarda etkili ve sürpriz silahlar kullanarak düşmanı şaşırtmak ve pes ettirmektir. M.Ö. 1274’te Çorum civarındaki Kadeş Savaşı’nda, 2. Muvatalli ile 2. Ramses orduları çarpışırken ani bir Güneş tutulması olmuş, dünya karanlığa gömülmüş ve krallar “Tanrılar savaşı istemiyor” diyerek barış anlaşması imzalamıştı.
1945’te ise 2. Dünya Savaşı’nı, yüksek tahrip gücüne sahip Atom Bombası bitirmiş ve tüm dünya siyasi erkini korkutmuştu.
BÖLÜM 4: Günümüzdeki İran Savaşı
Üstün savaş araçlarıyla İran’a saldıran ABD-İsrail koalisyonu:
Alelacele başlattığı operasyon nedeniyle yeterli istihbarat alamamış ve İran’ın füze kapasitesini doğru tahmin edememiştir. Bu yüzden İran’ın direnciyle karşılaşmıştır.
ABD’nin silahlı gücünün tüm unsurlarıyla prestij kaybına, İsrail’in ise “Demir Kubbe”sinin delinmesine yol açmıştır.
ABD, Körfez’deki küçük zengin Arap devletlerini koruyamamıştır.
ABD Başkanı, iç siyasette seçmenleri nezdinde oy kaybına uğramıştır. Savaşın başında, 1990’lardaki Yugoslavya’daki gibi ABD’nin üstün hava gücüyle İran’da hızlı bir sonuç alınacağı sanılıyordu. Ancak öyle olmadı.
BÖLÜM 5: İran’ın Gücü ve ABD’nin Zor Durumu
Kahraman İran halkının 2500 yıllık devlet geleneği, şehitlikten beslenen bir direnç kültürü ve 1.600.000 km²’lik geniş bir ülkesi vardır. Batı’dan, 7 saatlik zaman farkıyla, 400 yıllık 51. eyaleti Siyonist İsrail’le işbirliği yaparak kabadayılık yapmak ve İran’ı pes ettirmeye çalışmak kolay değildir. Aslında ABD, bu dönemde İran’la girdiği savaşta uzmanların tahminlerinin ötesinde çok zor bir durumdadır. Tarihinde böylesine zor bir konuma pek düşmemişti. Nükleer veya hidrojen silahı kullanamaz, sürpriz psikolojik üstünlük sağlayamaz. Yukarı tükürse bıyık, aşağı tükürse sakal durumundadır.
BÖLÜM 6: Kehanet
Dünya hakimi görünen ABD’nin, Ortadoğu’da 37 gündür sürdürdüğü savaşta devlet ve silahlı kuvvetlerinin sevk ve idare prestiji ciddi şekilde sarsılmakta ve bu sarsıntı gün gün devam etmektedir.
1968’den beri büyük maddi kaynak ayırdığı Uzay Silahlı Kuvvetleri üzerindeki gizliliği kaldırma zamanının geldiğini düşünecektir: “Başka ne zaman kullanacağım ki?”
Prestij savaşına dönüşen bu durumda, ABD’nin gizliliği kaldırıp Uzay Kuvvetlerini harekete geçireceğini öngörüyorum.
“Taş devrine dönecekler” tehdidi blöf değildir.
Bu tarihi dönemi, “Uzay Savaşları”nın fiilen başladığı günün başlangıcı olarak görüyorum.
ABD hesabına çalışan Elon Musk’un uzaydaki yüzlerce uydusu da bu süreçte rol oynayacaktır.
Savaşın sonuna doğru ABD, “bilimsel amaçlı” dediği bir uydu aracı da uzaya göndermiştir.
ABD, 2. Dünya Savaşı’nı bitiren Atom Bombası’nın tahrip gücüne eşdeğer, diğer ülkelerden sır gibi sakladığı şu silahları devreye sokabilir:
Uzaydaki yörüngelerinden,
Onlarcası ile,
Uydudan yönlendirilerek,
Lazer tipi ışın silahları/topları ile,
İran’a yönelik gizli silahlarını ayrı saatlerde kullanacaktır.
Sürekli tekrarladığı “Taş devrine dönecekler!” ifadesi boş değildir.
Bu lazer silahların gücü, aynı enlem üzerindeki ormanlarda yangın çıkarılması testlerinde daha önce denenmiştir.
Bana göre bu silah(lar) uydulardan yönlendirilecek ve lazer ışın frekans sistemiyle çalışacaktır. Gece lambası gibi düğmeye basılınca dar veya geniş alanı etkileyebilecek kapasitededir.
(Kore Savaşı’nda ABD, geniş boş arazileri yoğun bombardımana tutup sonra “Teslim olmazsanız sizi de böyle yakacağız” taktiğini kullanarak askeri birlikleri savaşmadan teslim olmaya zorlamıştı.)
Önce dar bir alan, sadece bir şehri yüksek ısı ile kavuracak…
Teslim olmazsanız daha yüksek güçle 2-3 metropol şehri kapsayacak…
Yine olmazsa tüm İran şehirlerini…
Bu yeni teknolojik güç, ABD devlet imajını, başkanın ve birleşik ordularının sarsılan prestijini 1945’teki gibi geri getirir mi? Getirebilir.
Çünkü bu uydular, ışın kaynaklı, yüksek ısı gücüne sahip, patlamayan ama doğayı taş devrine çeviren, sessiz ve sinsi silah jeneratörleridir. Radyasyon etkisi yoktur.
Yakıcı ve yıkıcı psikolojik etkisinden tüm dünya çok etkilenecektir.
Tek çözüm, tehdit süresince ilgili ülke halkının yeraltına inmesi ve açık alanda dolaşmamasıdır.
Belki de ABD yetkilileri, bu silahların tahrip gücünü gösteren bir videoyu sınırlı ölçüde İranlı yetkililere göndermişlerdir.
Son Söz: İran Siyasi Erki ve Kardeş İran Halkı,
7, 8, 9 Nisan 2026 ve ateşkes sağlanıncaya kadar iyice yeraltına inin, meydanlarda dolaşmayın… Bence…
Yorumlar
Kalan Karakter: