1. Bölüm
2000’lere gelindiğinde, geçmiş yüzyıllara bakıldığında, coğrafi olarak birbirine yakın halklar irili ufaklı topluluklar hâlinde yaşamışlar.
Ama hep savaş hâlinde olmuşlar.
Yetmemiş; bu savaş hâlini başka bahaneler bularak uzak diyarlara da taşımışlar.
Hatta güçlerini birleştirip dünya savaşları çıkarmış, ardından barış anlaşmaları yapmışlar.
İnsanlık; Sümerlisi, Hatti’si (Eti), Türkü, Hun’u/Moğol’u; Romalısı, Cenevizlisi, Venediklisi, Spartalısı, Atinalısı, Rus’u, Çinlisi; Fransızı, Alman’ı, Polonyalısı; Fars’ı, Afgan’ı, Aborjin’i, Vietnamlısı, Japon’u, Arabı, Sünnisi vb. yüzyıllarca savaşa savaşa, barış yapmayı ve barış içinde kalmayı da öğrenmiş.
Şimdi gelelim günümüze…
Toplumca yaşanılan bunca acıya rağmen, tüm bu savaşlara çok önceden başladığı kutsal kitaplarında yazılı olan Yahudiler ile Filistinliler, 2025’lerde bile bulundukları coğrafyada birbirleriyle savaşmadan, barış içinde yaşayamadılar.
Sebep?
Yok ediş/savaş, güya Tanrı buyrukları imiş!
“Tanrı’ları öldürün, parçalayın, yok edin!” diyormuş.
Um Gottes Willen!
Hiç Tanrı, kendi eliyle yaratıp yeryüzüne “Dağılın, yayılın, çoğalın!” dediği sadece bu coğrafyadaki bu iki topluma “Biriniz diğerini öldürün; çoluğunu çocuğunu köleleştirin” der mi?
Siz hiç durup düşünmez misiniz? (Kur’an bir âyetiyle “Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” der…)
On Emir’in “Öldürmeyeceksin” emri kocaman bir yalan mı?
Yoksa “öldürmeden öldür” anlamında mı?
2. Bölüm
İnsanlık, yukarıda yazdığım acılı deneylerden geçtikçe, aynı ya da farklı coğrafyaları paylaşsa da çok önemli bir şey öğrendi:
Farklı toplum da olsa, farklı dil konuşsa da aynı coğrafyada barış içinde yaşama kültürünü geliştirdiler.
Hani 241 tane peygamber çıkarmış, Robespierre’leri, Jean-Jacques Rousseau’ları, ilimde, sanatta, müzikte, ekonomide, bilimde, siyaset tarihinde onlarca yaratıcı insan yetiştirmiş Yahudi toplumu; küçücük sayılan Kudüs çevresindeki topraklarda sadece ve sadece Filistin halkıyla neden uğraşır?
Neden o toplumu kedi-köpek gibi dalaşır da yeryüzünden silmek ister?
Bulunduğunuz topraklar dışında; tüm Orta Doğu’da, İran’da, Azerbaycan’da, koca Rusya’da, Avrupa’da, Anadolu’da, hele hele Kuzey/Güney Amerika’da, Avustralya coğrafyalarında yerleşik nüfusunuz diğer halklarla barışık içinde yaşıyor da neden o doğudaki öldürme üzerine odaklı yüksek elektriğinizin sebebi ne?
Bu kin, insanlık tarihinin bilim yüzü olan Yahudi toplumuna yakışıyor mu?
Sorun 1:
Siz Yahudi toplumu/halkı, yerleşik dünya halklarının aynı coğrafi sınırlar içinde barış içinde yaşamasını sağlayan anayasalarına bir bakınız!
Sorun 2:
Toplumca çağlar boyu süren bulaşıcı hastalığınız var:
Hiram Usta’dan miras kalan, dünya genelinde Masonik yapılarla sürdürülen, “Çelik Kubbe içinde kalmış, Ağlama Duvarı ile sembolize edilmiş kininiz” var.
Bu kin, kalp gözünüzü kör ediyor; insanlığın geçirdiği gelişmeleri algılamanıza engel oluyor.
Sorun 3:
Bu geçmeyen kinde bir bit yeniği var!
Bu ülkenin neredeyse tamamına yakını, bu kini kusan kitabın satırlarını tekrar tekrar okuyup ezberleyerek, kuş gribi gibi beyninde taşıyan, güncelliğini yitirmiş Tevrat sayfalarıyla kendini hipnoz eden bir vatandaş kitlesi var. Bu kin içerikli okumalar, her nasılsa varsa kardeşlik satırlarının olduğu bölümlere yönlendirilmeli…Tüm sorunların anası ve…
Sorun 4:
Çelik Kubbe kalsın; yıkın o Ağlama Duvarı’nı…
Farkında değil misiniz?
İpiniz kimin elinde?
Dünya’nın huzurunu kaçırıyorsunuz…
Yetiştirdiğiniz büyük adamlara yazık!
Yetti artık…
Sonuç:
Netanyahu Bey,
Bu işi/kini sen başlatmadın ama sen bitir.
Yanlış yoldasınız; derhal dönünüz!
Kabinenizle birlikte önce Yaradan’dan, sonra da tüm insanlıktan, insanlık adına Filistinlilerden yüzyılları kapsayan bir af dileyiniz.
Dünya sizi affetsin…
Filistinlilerle aynı coğrafyada barış içinde yaşamanın temellerini atınız!
O doğuya barış gelsin!
Netanyahu,
Yeter yahu!
Yorumlar
Kalan Karakter: