Kağıttan kaplana dönmüş NATO!
Türkçesi: Kuzey Atlantik Savunma Organizasyonu…
NATO, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra (1945) Avrupa’da sınırları yeniden çizilen devletleri, SSCB’nin yayılmacı politikasına karşı 1949’da aceleyle ABD önderliğinde kurulmuş, ortak askeri amaçlı bir savunma paktıdır.
Adının üye devletlerin devlet aklıyla kurulduğu söylense de bu paktın asıl sahibi ABD merkezli Global Üst Akıl’dır (GÜA).
Merkezi, benim de 1978 yılında bir belge almak amacıyla gittiğim Brüksel/Mons’taki NATO Karargâhı’dır.
Türkiye, bu pakta aynı amaçla 1952 yılında dahil edilmiştir.
Hemen günümüze, 2026 yılı başlarına gelecek olursak;
Emekli bir asker olarak itiraf etmeliyim ki Türk Ordusu (Kara, Hava, Deniz ve Jandarma), personeli, savaş teknikleri ve kullanımı, eğitim, sevk ve idare, ikmal vb. konularda idari yapılanma yönünden, ileri dünya devletlerinin, özellikle 2. Dünya Savaşı’na dayanan ortak savaş birikiminden (bilgi bankasından) çok şey kazanmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, devlet bütçesinden NATO’da ortak faaliyetlerde harcanmak üzere her yıl belirlenen miktarda aidat ödemektedir.
NATO, Türkiye’yi 1952’den SSCB’nin dağıldığı yıllara kadar, kuruluş amacına uygun olarak olası Sovyet tehditlerinden büyük ölçüde uzak tutmuştur.
Günümüze, 2026 yılı başlarına geldiğimizde ise;
NATO’nun patronu sayılan ABD, İsrail’le bilinen bir yazılı antlaşma yapmadan, gizli protokollerle İran’a hava, deniz ve kara kuvvetleriyle savaş başlattı.
Savaşın 30. gününde ABD savaş kuvvetleri askeri kayıplara uğrayınca, NATO ülkelerinden yardım dilenmeye başladı.
NATO ülkelerinden yeterli yardım gelmeyince ABD Başkanı, “NATO, kağıttan bir kaplan!” diyerek tüm dünyaya ilan etti.
Haklı da işin doğrusu şudur:
NATO, iki boyutlu (yer düzlemi) şartlarında mükemmel savaşan, ileri teknolojiye ve organize bir yapıya sahip bir savunma stratejisi üzerine kurulmuş bir pakttı.
Ancak 2026’larda Ortadoğu’daki savaşlarda görüldü ki, savaşlar iki boyuttan üç boyutlu mekâna kaymıştır. Bu boyutlar şunlardır:
(1) Yer yüzeyi,
(2) Yer yüzeyindeki atmosfer,
(3) Atmosfer dışı uzay (milimetrik koordinatlarla).
Hızlı düşünmek gerekirse, savaş stratejilerinde çok hızlı ve gizlenemeyecek bir sapma meydana gelmiştir.
İki boyutlu savaş alanlarında kullanılan silahların menzillerine göre oluşan askeri kayıplar neticesinde ne oldu biliyor musunuz?
İki boyutlu alanlardaki organize paktların yıldızı söndü; miadı doldu.
Üç boyutlu savaş yapabilen ülkelerin şemsiyesi altındaki ülkeler revaçta olmaya başladı.
İsrail, kaderin bir cilvesi midir bilinmez, 51. eyalet olarak bu süreçte otomatikman ilk sırayı kaptı.
Bana göre (hiçbir kaynaktan alıntı yapmadan, kendi değerlendirmemle): ABD, 2026’da on yıl önce kurduğu Uzay Savaş Kuvvetleri’nin gücüyle İran’a bir video gönderdi.
“2026 Nisan 08, saat 03.00’e kadar ateşkes anlaşması imzalamazsanız, 5 bin yıllık medeniyetinizi bu Uzay Silahlı Kuvvetlerimle yok edeceğim” uyarısında bulundu.
Sürenin bitimine birkaç dakika kala anlaşma sağlandı.
ABD, bu Uzay Savaş Kuvvetleri’nin varlığını ve etki gücünü, özellikle rakip ülkelerin (Çin, Rusya) öğrenmemesi için adını bile anmayarak tüm dünyadan sakladı.
Bu Uzay Savaş Kuvvetleri’nin gücünü ve silahlarını, hayal gücümü kullanarak Facebook sayfamda daha önce yazmıştım; burada tekrarlamayacağım.
Gelelim zurnanın zart dediği yere:
İki boyutlu muharebe meydanlarından uzay savaş kuvvetlerini kurmuş ve üç boyutlu savaş sahasına geçmiş bir devlet için NATO, elbette ki kağıttan bir kaplandır.
Ekonomik gücü olan ve üç boyutlu savaş araçlarına sahip ülkelerin artık NATO tipi savunma paktlarına ihtiyacı kalmamıştır.
İran ve İsrail gibi ülkeler, süper güç statüsünde olmasalar da iki boyuttan üç boyuta erken geçiş yaptıkları ve teknolojiyi zamanında yakaladıkları için NATO gibi paktlara ihtiyaç duymamışlardır.
NATO’ya, iki boyuttan üç boyuta geçiş yapmış ülkelerin artık ihtiyaç duymadığı ayan beyan anlaşılmıştır.
Varın siz karar verin: Türkiye, kağıttan kaplanın şemsiyesi altında mı kalmalı, yoksa üç boyutluların yanında mı yer almalı?
NATO’nun 3-4 Patriot füze savunma bataryası desteği için “NATO’da kalacağım” diye ısrar etmeye değer mi?
Devlet aklı elbette ki bu hesapları çoktan yapmıştır.
Ben devlet aklına güveniyorum.
Saygılar sunuyorum.
NATO…
Yayınlanma :
09.04.2026 08:00
Güncelleme
: 09.04.2026 10:19
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: